11 Kasım 2011 Cuma

Avustralya Faciasının Düşündürdükleri

1. Test: Güney Afrika-Avustralya

Avustralya 284 (Clarke 151, Marsh 44, Steyn 4-55) & 47 (Lyon 14, Siddle 12*, Philander 5-15), Güney Afrika 96 (Smith 37, Rudolph 18, Watson 5-17) & 236/2 (Amla 112, Smith 101*, Siddle 1-49)

Güney Afrika 8 wicket farkla kazandı.

Uzun süredir Avustralya'yı takip eden ve efsane oyuncuların performanslarını izleyerek bu sporu seven birisi olarak böyle bir Test maçına tanıklık edeceğim aklıma bile gelmezdi. Avustralya'nın iyi günlerine olduğu kadar kötü günlerine de tanıklık etmiş birisi olarak Avustralya'nın tüm oyuncularını kaybettiğinde 47 koşu aldığını ve sadece 18 over dayanabileceğini rüyamda görsem inanmaz, ter içinde kabustan uyanırdım. Dün o kadar çılgın bir gündü ki, gün içinde 23 wicket düştü. Güne 214/8 ile başlayan Avustralya 25 over içinde G.Afrika'nın 96 koşu vererek tüm wicketlarını almışken insan ister istemez maçı kazanmak için gerekli en önemli adımın atıldığını düşünmeden edemiyor. Ama sonrasında gelen akıl almaz 18 over ve 47 all out o kadar korkunç bir tabloyu da beraberinde getirdi ki, G.Afrika'nın atıcılarının muhteşem performansı karşısında Avustralya'nın tel tel dökülmesi uzun yıllar unutulmayacak bir görüntüydü. Hindistan'ın ünlü yorumcusu Harsha Bhogle'nin söylediği gibi hiçbir wicket sadece 21 koşu karşılığında 9 wicket kaybedecek kadar kötü olamazdı. Belki bu maçı seyretmeyenler 5-10 yıl sonra istatistiklere baktıklarında maçı kolayca kazanılmış bir maç olarak değerlendirecekler ancak bu mantık dışı maçın artçı sarsıntılarının etkisi muhtemelen daha uzun süre devam edecek.
Bu ağır yenilginin üstünden saatler geçmesine rağmen hala tam olarak neler hissettiğimi anlatabilecek kadar sakinleşememiş olmamın sebebini ben de bilmiyorum. Mantıklı bir şekilde olayları anlamaya çalışmak, bu ağır yenilginin sebeplerini düşünmek de artık zor geliyor. Oysa ki yılın başında Ashes serisini ağır bir yenilgiyle kaybeden, Nisan'da da Dünya Kupası şampiyonluk ünvanını Hindistan'a teslim eden Avustralya'da Kriket Kurulu (ACB)'nun aldığı inceleme kararı sonrası çıkan Argus raporu bir çok Avustralyalı kriketseverde ümitlerin tekrar yeşermesini sağlamıştı. Bağımsız bir kurul tarafından hazırlanan bu rapor Avustralya'nın düşüşünün nedenlerini çok iyi bir şeklide analiz etmiş ve ACB'ye mantıklı çözümler sunmuştu. Ne var ki Avustralya'nın bu seride hala bir tam zamanlı koçunun olmaması, oyuncu seçici komitenin başkanının çok geç belirlenmesi gibi nedenler, çözüme yönelik adımların atılmasını zorlaştırdığı gibi mevcut oyuncuların üzerindeki baskıyı da arttırmış oldu.
17 Kasım'da Johannesburg'da başlayacak ikinci maç öncesi Avustralya kısa zamanda toparlanmak ve doğru adımlar atmak zorunda. Ancak kim bu adımı atabilecek cesarete sahip? Hangi kurul Mitchell Johnson ve Peter Siddle gibi istikrarsız ve fazla varyasyonu olmayan atıcılardan kurtulacak, Ricky Ponting gibi takıma yük olmaktan başka bir fonksiyonu olmayan eski kaptanı dışarıda bırakacak veya kim Brad Haddin'e teşekkür edip genç wicketkeeperlarla yola devam etmek kararlılığını gösterecek? Görüldüğü gibi sorular giderek artıyor ve problemler artık daha da içinden çıkılmaz bir hal alıyorken Avustralyalı kriketseverler daha ne kadar acı çekmeye devam edecekler?

9 Kasım 2011 Çarşamba

Test Serisi: Hindistan-West Indies; 4. Gün

Hindistan 209(Sehwag 55,Dravid 34, Sammy 3-55)& 276-5(Tendulkar 76, Laxman 58*, Sehwag 55) 
West Indies 304(Chanderpaul 118, Brahtwhite 63, Ojha 6-72) & 180( Chanderpaul 47, Sammy 42, Ashwin 6-47)


Hindistan eldeki 5 wicketla kazandı. 


Günün Kazananı: Şüphe götürmeksizin Hindistan. Sabah seansının başına Darren Sammy'nin atışlarıyla kötü giren West Indies, Fidel Edwards'ın Dravid'i çıkarmasıyla umutlandı ancak yerine gelen tecrübeli vurucu VVS Laxman, Tendulkar'la birlikte Hindistan'ı galibiyete götürdü. Gün boyu hücumla defansı dengelemekte zorlanan Karayipliler, wicket alacağım diye çok agresif atışlar yaparken epey koşu verdi ve rakibin zafere ulaşırken pek de korkmadan yürümesine sebep oldu.

Günün Başarı Hikayesi: Sachin Tendulkar-VVS Laxman ikilisi. Tendulkar 100'üncü 100'ünü alamadı belki ama takımı galibiyete ulaştırırken üzerine düşen yükü 76'ıyla sırtladı. Laxman'sa, beklediğinden erken vurucu pozisyonuna gelmesine rağmen out olmadan maçı tamamladı; Tendulkar'ın inisiyatifi aldığı anlarda sakin ama sağlam kalarak geçen seneki Avustralya serilerinde olduğu gibi Test kazandıran bir performans çıkardı.

Küçük Ayrıntı: Hindistan böylece, son 7 maçtaki ilk Test galibiyetini aldı.

Sonuç: West Indies, başladığı işi bitiremedi. Özellikle atıcılarının ilk günlerdeki performansı takdire şayandı; ancak vurucu takım olarak çok zayıf kaldı. Bangladeş'in de vurucu kadrosunda benzer problemler olduğundan  orada seriyi kazanabilmişlerdi fakat Hindistan serisinin sonraki maçları için iddialarını koruyorlar. Hindistan'sa Zaheer Khan gibi bir hızlı atıcıyı, hezimetle biten İngiltere Test  serilerinde olduğu gibi halen arıyor; sevindirici noktaysa Test başlangıcını yapan Ravichandran Ashwin'in Harbhajan Singh'i aratmaması.

Foto Kaynak:AFP

Test Serisi: Hindistan-West Indies; 3. Gün

Hindistan 209&152-2(Sehwag 55)  West Indies 304&180(Chanderpaul 47, Sammy 42, Ashwin 6-47)


Hindistan'ın galibiyet için eldeki 8 wicketla 124 koşu alması gerekiyor. 


Günün Galibi: Bu kez Hindistan. Özellikle Kirk Edwards'dan kurtularak başladıkları sabah seansının ardından wicketlar ardı ardına geldi. Açılışı yapan Ishant Sharma ve ivmeyi sürdüren Umesh Yadav'ın ardından sahneye çıkan Ravichandran Ashwin, özellikle carrom ball olarak adlandırılan, kavis almayan fakat yerde  fazla sekmeyerek vurucuları yanıltan toplarıyla Darren Bravo ve Marlon Samuels'i oyun dışına gönderdi. Hindistan, yine büyük ölçüde falsolu atıcılarının eline baktığı günde; yemek arasından sonra baskıyı artırdı. Önlerindeki son büyük engel olan Chanderpaul-Sammy ikilisini de; hasar kontrolünü başarıyla gerçekleştirerek-her iki oyuncu da 50'ye ulaşamadı) aşan Hindistan, 3. seansa girerken 38 koşu kaydetmişti bile. Çay arasından sonra girilen bu seansta Gambhir'in zamansız çıkışı West Indies'i yine umutlandırsa da Sehwag'ın 50'yi bulması ve Dravid'le Tendulkar ikilisinin sakin oyunu, gün sonuna dek başka wicket kaybına mahal vermedi. 

Günün Başarı Hikayesi: Hindistan'ın ilk atıcı devresindeki kahraman, sol elli offspinner Pragjan Ojha'ydı. Bu kez Test kariyerine bu maçla başlayan Ashwin yıldızlaştı. Kritik anlarda, önemli oyuncuları çıkarması bir yana, Sri Lankalı Mendis'in literatüre soktuğu atış tipi carrom-ball'u hatırlatması ve hiç koşu vermeden tamamladığı birçok overla, ona referans olan kaptan MS Dhoni'nin güvenini boşa çıkarmadı. Sonuçta 6-47'si, Hindistan tarihindeki Test başlangıcı yapan atıcılar arasında, en iyi üçüncü devreydi. 


Küçük Ayrıntı:Hindistan'ın kriket tanrısı Sachin Tendulkar, bugün 15,000 koşu barajını geride bırakan ilk kriketçi oldu. Bir soru daha; acaba 100'üncü 100'ünü de yapabilecek mi? 


Sonuç: West Indies'in vurucu kadrosu, spine yani falsolu atışlara karşı savunmasız olduğunu daha önce de gizlememişti. Bangladeş karşısında D. Bravo'nun sırtladığı seride ilk devrenin kahramanı Chanderpaul'de 50'yi bulamayınca elde ettikleri skor yetersiz kaldı. Yağmur olmazsa beraberlik imkanı neredeyse yok; galibiyet için ibre Hindistan'ı gösteriyor. Fakat kişisel kanaatim; West Indies'in atıcı kadrosunun da en az Hindistan kadar başarılı olabileceği yönünde. Üstelik Hindistan'ın orta hızlı atışlar için kullanabileceği bir middle-pacer'ı, yani Darren Sammy'si de yoktu. Takip etmeye değer bir son gün olacak. 


Foto Kaynak:AFP

7 Kasım 2011 Pazartesi

Test Serisi: Hindistan-West Indies; 1.Maç, 2. Gün



West Indies 304&21/2(14 over) (Chanderpaul 118*, Brahtwhite 63, Ohja 6-72, Ashwin 3-81) Hindistan 209(Sehwag 55, Dravid 54, Sammy 3-35)


West Indies, eldeki 8 wicketla  116 koşu farkla önde. 



Ind WI 1st test Day 2 Pt3 mycrickethighlightsTVx

Günün Galibi: Elbette West Indies. Aslında belki de güne başlarken bu derece iyi bir konuma geleceklerini onlar da tahmin etmemişlerdi. Özellikle gün başında Aswin ve Ohja bıraktıkları yerden devam ederek wicketları hızlıca aldılar. Chivnarine Chanderpaul'un da 10 over içinde çıkması, ilk seansta West Indies'in neredeyse sopayı bırakması anlamına gelecekti. Fidel Edwards ve Ravi Rampaul'un 10 ve 12'şer koşuluk katkıları önemliydi. Hele hele, Hindistan'ın vurucu takım olmasından hemen sonra Gambhir ve Sehwag'ın çabucak aldığı sayılar evsahibini umutlandırdı. Fakat özellikle kaptanlığı tartışılan Darren Sammy ve leg spinner Devendra Bishoo'nun üst üste aldığı wicketlarla Yuvraj Singh, Tendulkar, VVS Laxman ve hatta Rahul Dravid gibi batting kadrosunun önemli isimleri dışarı çıktı. Takım olarak iyi bir atıcı performansı gösteren West Indies, aynı gün içinde 2. devresine başladı. Hindistan'ın direnen bowling kadrosu yine yapacağını yapıp rakibin iki açılış vurucusunu oyun dışına günün sonunda gönderse de; West Indies'in çok hızlanmasına gerek kalmadan vurucu takım olabileceği kocaman iki günü var; dahası, çok daha formda hızlı atıcılara sahipler. 


Günün Başarı Hikayesi: Darren Sammy. Selefleri kadar karizmatik bir oyuncu olmasa da çok önemli işler başardı bugün. Kısa bir süre önce getirildiği kaptanlık için yeterli mi tartışıldı fakat gün onun günüydü. Edwards ve Rampaul'un atışlarda yetersiz kaldığı anlarda devreye girerek üst üste wicketlar alıp rakibin tekerleğini patlatması bir yana, tam zamanında Bishoo'yu da devreye sokarak maçın kontrolünü takımına kazandırdı. Kaptan olduğu günden bu yana en iyi maçıydı. 


Mansiyon: Carlton Baugh. Bir süredir istikrarlı ve başarılı wicketkeeper bulmakta zorlanan West Indies kadrosuna ilk kez girdiğinden bu yana epey bir zaman geçti fakat ancak geçen seneden beri düzenli biçimde Denesh Ramdin'in elindeki kalecilik görevini üstlendi. Bu maçtaki kritik yakalayışları ve stumpingleri  olmasaydı,  Dünya 1 numarası olarak anılan Hindistan'ın batting kadrosunu  tek bir gün içinde dağıtmak da o denli kolay olmayacaktı .


Kırık Not: Hindistan vurucuları. Virender Sehwag'ın dikkatsizliği, Gautam Gambhir'in şanssızlığı, Tendulkar'ın sakatlıktan yeni dönüşü,Laxman ve Yuvaj'ın formsuzluğuna eklenince Dravid'in inatçılıkla yaptığı 50 bile gölgede kaldı. Topun çok fazla dönmediği düz wicket ve açık bir havada; hayal kırıklığı yarattılar. 


Yarın, Hindistan'ın ilk amacı gece bekçileri diye tabir edilen; gün sonunda iyi vurucuları riske atmamak için oyuna sürülen alt sıra vurucularından Fidel Edwards'dan kurtulmak olacak. İlk iki günde Ohja ve Ashwin'in sırtına binen yük muazzamdı ve istikrarlı şekilde iyi overlar çıkarmaya nereye kadar devam edebilecekleri merak konusu. Sehwag ve Yuvraj'dan destek almaları gerekiyor. West Indies'in dezavantajıysa  vurucu takımken hep tek bir oyuncuyla ayakta kalabilmesi.

Maçın diğer bölümleri için:http://www.dailymotion.com/user/mycrickethighlightsTVx/1

Test Serisi: Hindistan-West Indies;1.Maç, 1. Gün

West Indies 256/5( 91 over) (Chanderpaul 111*, Brahtwhite 63- Ohja 3-58, Ashwin 2-79) 

Günün Galibi: Tartışmalı olmakla beraber West Indies diyebiliriz. Bangladeş serisinde spinnerlara karşı vasat bir performans sergileyen Karayipli oyuncuların kaptanı Darren Sammy, para atışını kazandıktan sonra vurucu takım olmayı seçti. İlk overlarda Ishant Sharma ve sakatlıktan kurtulan Umesh Yadav gibi hızlı atıcılara verilen süre çabuk bitti ve hemen kavisli atıcılar kısmına geçildi. West Indies büyük yarayı burada aldı. Bangladeş serisindeki problem, yani takım olarak batting'e katkı yapamama sorunu karşılarına çıktı; ardı ardına 3 wicket kaybıyla 72/3 gibi endişe uyandırıcı bir skorla karşı karşıya kaldılar. Ne var ki sahneye eski toprak Chiv Chanderpaul çıktı ve Hindistan atıcıları karşısında 111 koşuyu yakalayarak takımın en azından beraberliğe ulaşmasını sağlayacak yolda ilk adımı attı. Özellikle Braithwhite-Chanderpaul ikilisi takımı 180'e kadar getirerek önemli iş başardı.

Günün Başarı Hikayesi: Tek bir tane değil; Hindistan'ın offspinnerları ve West Indies'ten Chanderpaul. Test takımına ilk kez giren Ravichandran Ashwin'le sol elli falsocu Pragjan Ojha, Feroz Shah Kotla'nın düz zemininde iyi iş başardılar. Yalnızca wicket almak değil, rakibi kontrol altında tutmak da marifet işiydi ve neden Harbhajan Singh gibi usta bir kavisli atıcının takımda olmadığını gösterdiler. Chanderpaul'sa geçen onca zamana karşın halen West Indies'in en güvenilir adamı.Kritik bir dönemde oyuna dahil olmasına rağmen güçlü savunmasını ve haddini bilen vuruşlarıyla maçın, West Indies kontrolünde kalmasını sağladı.

Yarın için Hindistan'ın öncelikli hedefi, elbette bir an önce Chanderpaul'u Pavilion'a göndermek olacak. Genç hızlı atıcılar Umesh Yadav ve Ishant Sharma'nın artık harekete geçme zamanı geldi.

Foto Kaynak:AFP

2 Kasım 2011 Çarşamba

Oyun Bitti

Yaklaşık 1 buçuk yıldır başta kriket olmak üzere tüm spor dünyasını yakından ilgilendiren meşhur "spot-fixing" mevzusunun sonu, olaya karışanlar için hüzünlü bitti. Pakistan'ın eski kaptanı Salman Butt, tecrübeli hızlı atıcı Muhammed Asif ve son yıllarda yetişen en büyük hızlı atıcı olma potansiyeline sahip Muhammed Amir, İngiltere'de mahkeme önüne çıktı ve suçlu bulundu.

Sonun Başlangıcı  
Her şeyin başladığı demeyelim, ama ortaya çıktığı nokta, Ağustos 2010'daki Test döneminin sonrası oldu. Pakistan, İngiltere'yi ziyaret etmişti ve 4. testin 3.overında atışlara gelen Muhammed Amir, biraz da garip bir no-ball gönderdi. Kafalara takılan soru işaretleri, şimdilerde kapatılan News of the World gazetesinin ortaya çıkardığı skandalla anlamlandı. Kaptan Salman Butt önderliğindeki 'şike ekibi', Mazhar Macit ismindeki bahis işleri aracısı ve menajeriyle anlaşmış, spot-fixing için para almayı kabul etmişti. Olayın tam bir spot-fixing, yani 'oyunun belli yerlerinde, belli şeyleri gerçekleştirerek bahiste avantaj sağlama' diye çevirebileceğimiz bir hadise olduğuna dair çok ciddi kanıtlar elde edildi.  Aynı şey, maçın sadece bir değil, birden fazla noktasında gerçekleşmişti. Olayı o günlerde Okcan Basat kaleme almış ve genişçe özetlemişti: http://kriketsever.blogspot.com/2010/08/ingiltere-pakistan-test-macinda-match.html 


ICC'nin Adımı ve Ameer Sorunu 
Yaşanan şok etkisinin ardından  Pakistan Kriket Kurulu'ndan bazıları, hatta bazı parlamento mensupları dahi oyuncularına sahip çıktı ve skandalın kahramanları gibi onlar da olayların düzmece olduğunu iddia ettiler. Tabi daha önceden Hansie Cronje vakasıyla (bkz. http://kriketsever.blogspot.com/2010/09/sike-ve-kriket-hansie-cronje.html) tecrübelenen ICC,  bahsi geçen üç oyuncuyu disiplin soruşturmasına tabi tuttu ve Yolsuzluk Olayları için özel olarak toplanan bir çeşit kurulla konuyu ele aldı. Yanlı karar ve yargısız infaz iddialarının ardından Doha'daki duruşmalar Şubat 2011'de sonuçlandı. Olayların bir numaralı muhatabı Salman Butt 10(5 yıl şartlı), Muhammed Asif 7(2 yıl şartlı) ve Muhammed Amir 5 yıl domestik veyahut uluslararası hiçbir kriket maçında oynayamayacaktı. Söz konusu şartlarsa oyuncuların bir daha kesinlikle böyle bir işe girişmemesi ve Pakistan Kriket Kurulu'nca organize edilecek bir Anti-Şike eğitim programında görevlendirilmesiydi. 
Kriket dünyasından gelen tepkiler, özellikle Butt ve daha önce de yasaklı madde kullanımıyla gündeme gelen Muhammed Asif için oldukça acımasızca olsa da, 19 yaşındaki yıldız .Muhammed Amir için farklı bir yaklaşımın inceden talep edildiğini belirtmekte fayda var. Hatta bir iddiaya göre de Amir'e olan bitenleri anlatması karşılığında ceza indirimi teklif edilir, ancak genç oyuncu abilerini 'satmayarak' kariyerini riske atar. 
Ne var ki aradan geçen zamanda ICC, Snooker'daki John Higgins vakasında düşülen yanlışa düşmedi ve bu tür olaylara gösterdiği yaklaşımlarda 'sıfır tolerans' ilkesini benimsediğini -şimdilik- gösterdi. Böylelikle geleceğin "Amirlerini" kurtarma vizyonuna sahip olduğunu gösterdi. 


Ara Dönem 
Aradan geçen 1 yıllık sürede bir takım ilginç gelişmeler de yaşandı. Herkesin korkusu, sözkonusu olayın sadece buz dağının görünen yüzü olması ve kirli işlerin çorap söküğü gibi gelmesiydi. Bir ara Avustralya Test takımı oyuncusu Shane Watson:"Bize de geldiler, biz reddettik." bile dedi. Hatta İngiltere serilerinden çok önce çıkılan ve Pakistan'ın hezimete uğradığı Avustralya turundaki maçların incelenmesi dahi gündeme geldi.  Pakistan'ın bir başka genç yıldızı Zulqarnain Haider, ölüm tehditleri aldığı için uluslararası ve domestik anlamda Pakistan kriketinin bıraktığını söyledi; takımının tura geldiği Dubai'de kayıplara karışarak soluğu  Londra'da aldı.  Sonra da ne hikmetse hata ettiğini söyleyip af diledi ve ülkesine döndü. Muhammed Amir'in ICC'nin kendisine koyduğu yasağı delerek İngiltere'de bir kulüp için maça çıktığına iddialar ortaya atıldı.  Lord's Testinde adı geçen Wahab Riaz'la Kamran Akmal, aktif  Test kariyerlerine devam ettiler. 


Oyunun Sonu
Bu yazının başlığına ilham veren olaysa, üçlünün Londra mahkemelerinde yargılanması oldu. Olay İngiltere topraklarında gerçekleşmişti ve ülkedeki mevcut yasalar -her şirket gibi- namusuyla para kazanan bahis şirketlerini de korumakla yükümlüydü. Olay ayyuka çıkınca Londra Metropolitan Polisi, nam-ı diğer Scotland Yard devreye girdi ve menajer Mazhar Macit'i tutukladı. Sonuçta Macit'in yaptığı iş çok tehlikeli noktalara gidiyordu. Elde ettiği bilgiyi  bazı bahisçilere  satabilir, haksız rekabete neden olabilir, kimi bahis şirketlerini de iflas eşiğine getirebilirdi. Yeni iddialar, yeni deliller derken polis olayı savcılık makamına götürdü; ardından da  şike olayı nihayet mahkemeye taşındı. 

Yaklaşık 4 hafta süren mahkemenin ardından, nihayet Muhammed Amir, 18 yaşında genç bir kriketçi olarak olağanüstü baskıya maruz kaldığını ve gerçekten de spot-fixing eylemini gerçekleştirmek için no-ball gönderdiğini söyleyerek suçunu itiraf etti. Çok yakın zaman önce ikinci kez baba olan Salman Butt'un sevinci kısa sürdü çünkü eski kaptan, Muhammed Asif'le birlikte  mahkeme tarafından suçlu bulundu. Söz konusu oyuncular iki şekilde suçlanıyorlar: Karapara kabul etmek(conspiracy to accept corrupt payments) ve hile tertiplemek(conspiracy to cheat). İngiltere gazetelerinden okuduğumuza göre, bu suçlara karşılık verilecek cezalar sadece parayla sınırlı değil. 7 yıla kadar hapis, kriketçilerin alması muhtemel cezalardan biri.

Cezalar kime?
Cezalar önümüzdeki günlierde belli olacak ancak bahsi geçen kararlarla birlikte, Pakistan'ın muhteşem üçlüsü, bir devlet mahkemesince "şike yaptığı kesinleşen" sporcular arasına girdi. Bu cezanın büyüğü, elbette bundan böyle izlediği her maçta "Acaba?" diyecek sporseverlere kesildi. Kim bilir, sel ve deprem felaketlerini takımlarının kahramanca kazandığı Test maçlarlarıyla unutan, suçluları kendisine kahraman edinmiş kaç Pakistanlı, kararı duyunca oturup ağlamıştır? Okcan Basat'ın şu hikayesi de çok şeyi özetliyor: Büyük bir sürprizle aldığı bilet, heyecanla gittiği maç ve her şeyin olmasa da bazı şeylerin tiyatral bir gösteriden ibaret olması. (http://kriketsever.blogspot.com/2010/08/ingiltere-pakistan-4test-3gun-ingiltere.html)  Bu cezanın büyüğü, zaten kendilerinden pek de hoşlandılmadığını bilen, özellikle hizmet sektöründe onca yıl emeklerini verdikten sonra,  artık onlara gerek duyulmadığını söyleyen insanlarca çevrelenen , neredeyse Avrupa'daki ekonomik sorunlarının ve işsizlik problemlerinin kendilerine kesildiğini gören Doğu Asya göçmenlerine verildi. Bu cezaları verenler, İngiltere mahkelmelerindeki jüri üyeleri değil; Pakistanlı kriket oyuncularının ve akıl hocalarının kendileriydi.Acaba üç kuruş ve biraz da güç için,  bir ülkeyi, bir halkı, bir sporu, hem de kriket gibi geleneksel bir sporu kirletmeye, bahis şirketlerinin elinde oyuncak etmeye değer miydi? 
Ve acaba tüm bu yaşananlar, bizim ülkemizde yaşanacakların da habercisi mi? Biz de verilen cezalara bakıp, hakikaten bir suç ya da suçlu varsa, cesurca ortaya çıkarabilecek miyiz? 

Foto kaynak: AFP 

31 Ekim 2011 Pazartesi

Zimbabwe Kriketinin Bugünü ve Yarını



2006 yılında Zimbabwe’nin Test statüsünü askıya almasından sonra yaşanan gerginlikler nedeniyle o yıl bölgeler arasında oynanan 4 günlük maçların turnuvası Logan Kupası oynanamadı. Zimbabwe Kriket yönetiminin, ülkeden ayrılan oyuncular nedeniyle kalitenin çok düşeceği ve bunun da Zimbabwe kriketinin imajını sarsacağı nedeniyle böyle bir karar aldığı söylense de başkan Robert Mugabe’nin bu kararda ne kadar etkili olduğu hep merak konusu oldu.  Aynı yılın Kasım ayında oyunculardan Mark Vermeulen’in ciddi bir psikotik atak geçirerek Zimbabwe Kriket Akademisi’ni ve yönetim binasını yakması, maddi sıkıntılarla boğuşan ülkede krikete önemli bir darbe vurdu. Vermeulen davası kriket gündemini uzun süre meşgul etti ve kundakçılıktan yargılanan Vermeulen, akli dengesinin yerinde olmaması nedeniyle hakkındaki suçlamaların düşmesiyle serbest kaldı.
2007 Dünya Kupası öncesi  yine oyuncularını kaybetmek istemeyen Zimbabwe, borç para bularak oyuncularına kontrat önerdi ve Dünya Kupası’na katılacak bir kadro oluşturmayı başardı. Başarısız geçen Dünya Kupası’ndan sonra ilk kez düzenlenen T20 Dünya Kupası’nda mücadele eden Zimbabwe, ilk grup maçında Avustralya’yı yenerek dikkatleri üzerine çekmesine rağmen gruptan çıkmayı başaramadı. Kupa sonrası ülkede kriketin standartlarının korunması için Güney Afrika’dan ciddi destek alan Zimbabwe, zaman zaman Güney Afrika, West Indies ve Hindistan gibi ülkelerle evinde ODI serisi oynamasına ve başarılı sonuçlar almasına rağmen tekrar kendisini kabul ettirebilmesi zor oldu.
Uluslararası Kriket Konseyi‘nin (ICC) Zimambwe’nin tekrar Test statüsüne geri dönmesi için yapılan çağrıları reddetmesi tepki toplasa da bunun politikayı da içeren bir karar olması nedeniyle Hindistan, Avustralya gibi ülkelerin sesi fazla çıkmadı. 2008 sonunda ülkede Robert Mugabe’nin mutlak hakimiyetinin sona ermesi (Mugabe devlet başkanlığına devam etti) ve Morgan Tsvangirai’nin başbakan olması demokrasinin ve ekonominin tekrar oturması için önemli bir adım oldu. 2009’dan itibaren ekonomide yaşanan düzelmenin krikete olumlu etkisi kaçınılmazdı. Sahada performansı yükselen Zimbabwe’nin saha dışında da krikete yapılan önemli yatırımlar ve sağlıklı bir sisteme tekrar kavuşması sayesinde uzun süredir beklenen geri dönüşün önündeki son engel de kalktı ve geri dönüş sonrası ilk maçın Ağustos 2011’de Bangladeş ile başkent Harare’de oynanacağı açıklandı.
4 Ağustos 2011’de oynanacak ilk maç öncesi Bangladeş karşısında Zimbabwe’nin ne yapabileceği merak konusuydu. Uzun süredir bu günü bekleyen Test oyuncuları iddialı olsalar da Bangladeş, aradan geçen yıllarda artık eskisi kadar kolay rakip olmadığını kanıtlamıştı. Kura atışını kazanan Bangladeş şaşırtıcı bir kararla atıcı olmayı seçtiğinde Zimbabwe’nin galibiyete bir adım attığı belliydi ve beklenen mutlu son 5. günde geldi. Maçı 130 koşu farkla kazanan Zimbabwe, böylece 6 yıla yakın süren sürgün döneminin ardından destansı bir geri dönüşe imza atmayı başardı.
Bu geri dönüşün ardından 1 Kasım’da Yeni Zelanda gibi daha zorlu bir rakiple oynayacak Zimbabwe’ye şans verenlerin şansı fazla olmasa da, Zimbabwe kriketi için umutsuz olmanın gereği olmadığını düşünüyorum. Özellikle geçen yıl ciddi sponsor desteği sayesinde yerel turnuvaların kalitesinin yükselmiş olması, ülkeden kaçan birçok oyuncunun tekrar ülkede kriket oynamaya başlaması ve T20 yerel liginde yabancı oyuncuların da boy göstermesi hep olumlu sinyaller olarak algılanmalı. Son olarak Reebok ile yapılan milyon dolarlık anlaşma da ülkede kriketin gelişmesi için kullanılacak gerekli kaynağın yaratılması için önemli. Bu gelişmeler ışığında Zimbabwe’nin kısa vadede olmasa bile orta vadede  tekrar eski rekabetçi kimliğini geri kazanmasının beklemek hayal değil.