10 Temmuz 2012 Salı

Kiliseye Adanan Kriket Sopası



Hadi beyler, ben Cuma’ya kaçtım
Zimbabwe  ve kriketinin ne kadar inişli çıkışlı, fırtınalı bir tarihe sahip olduğunu herkes az çok bilir. Bilmeyenler varsa, Okcan Basat’ın şu ve şuradaki  iki güzel yazıda mükemmel şekilde özetlediği gibidir.
Bununla birlikte, yine Okcan Basat’tan ödünç aldığım bir hikayeyi aktarmam gerekirse, Mark Vermeulen gibi raporlu ve ülke kriket kuruluna kızıp, binasını kundaklamaya kalkmış bir figürü de barındırır tarihinde.
Bu sefer karşıma gelen kısa hikaye, buna nazaran biraz daha normal gözüküyor. Dindar kardeşimiz Tatenda Taibu’nun hikayesi bu.
2000′den itibaren ülke içindeki  beyazlara karşı negatif yaklaşımını iyice sertleştiren Mugabe rejimine karşı kriket, beyazlar için bir direniş noktası olmuştu.  Ne var ki beyaz kaptan Heath Streak görevinden alelacele görevden alındı ve  20 yaşındaki Taibu, bu zor göreve layık görüldü.  Ülke tarihinin bu ilk siyahi ve  en genç kriket kaptanı, daha o günlerde psikolojik olarak yıpranmaya başlamıştı. Krikette kaptanlık, koçluk gibi bir şeydir, başka hiçbir spordaki kaptanlığa benzemez. Saha içinde olan biten her şeyden, çoğunlukla kaptan sorumludur. Bununla birlikte, kriketin içine bol bol siyasetin, sıklıkla karıştığı bir ülkede ulusal takımın kaptanı olmak, hayal edilemeyecek kadar zorlayıcı bir görev olsa gerek.
Ülkedeki baskıcı ve ayrımcı rejime lanet okuyan Taibu, ailesine yönelen  tehditlere  ve medya baskısına dayanamayarak ülkeyi terk etme kararı alır. 2005 ve  2007 yılları arasında Namibia vatandaşlığına geçerek oranın kaptanlığını yapar. Muhtemelen amacı, bir şekilde Güney Afrika vatandaşlığına ulaşıp ailesini, geleceğini kurtarmaktır.
Fakat toparlanmaya çalışan Zimbabwe kriketi, Taibu’dan kolay kolay vazgeçemez. Yetenekli oyuncu, hem takımın lider batsmanı(beyzbolda, elinde sopa olan adam), hem de wicketkeeper’ıdır. Kaleci olarak eksik çevirebildiğimiz bu oyun rolü, maç kazanmak için son derece önemli bir noktada durur. Kısacası uluslararası imajı batmış olan ülkenin, ulusal gururu yeniden ayağa kaldırmaya ihtiyacı vardır ve bu iş için en kolay yol ülke milli sporcu krikettir. Bu nedenle de Taibu’ya sırt çevrilmesi mümkün değildir.
Velhasıl, zamanında “geleceğin yıldızı” olarak büyük beklentilerle işe başlayan Taibu yeniden milli takımlara döner. Önce Tek Günlük formatında maçlar oynar, sonra da Test takımına geri çağırılır. Ülke kriket kuruluyla sürekli tartıştığı  bu geri dönüşte, hiç de fena katkılar yapmaz, her maç istikrarlı olarak en az 50 koşuyu tamamlar.
Ne var ki dün, Taibu, son wicketını aldığını açıklamıştır. “Tanrı’nın çağrısına” kulak verdiğini duyurmuş, artık kendisini dine adayacağını söylemiştir. Elbette Taibu, kendisini ruhani sebeplerle emekliye ayıran ne ilk, ne de son oyuncu olacaktır. 98 Dünya Kupası’nda Arjantin kalesini koruyan ancak Dennis Bergkamp’a teslim olan, yine, Mallorca’nın en başarılı günlerinden de anımsanancak Carlos Roa, dini vecibelerine ağırlık vermek için 30 yaşında futbolu bırakmıştı. Mensup olduğu tarikat, 2000′de dünyanın sonunun geleceğine inandığı için, o da sözleşmesini uzatmamış, sonra da mecbur geri dönmüş ancak eski formunu bir türlü yakalayamamıştı.
Elbette Taibu’nun vedasını %100 inancına da bağlamak çok yanlış olur. Belki entrikadan sıkılmış ancak “Artık canım istemiyor.” deyip de vatan haini olmamak için “Kendimi Kilise’ye adadım.” diyerek eleştirileri bertaraf etmeyi amaçlamıştır. Biz Taibu’yu Eylül Ayı’ndaki T20 Dünya Kupası’nda, Eurosport2 ekranlarında izlemeyi umuyorduk; belki tribünde mum yakmış, dua eder  vaziyette görürüz.
Noktalarken yazıyı,  misyonerliğin çok yaygın olduğu Afrika’da,  Kenya’nın Atatürk’ü sayılan Jomo Kenyatta’nın  şu ünlü sözü  düşünüyorum: “Beyaz adam buraya gelirken elinde bir incil vardı; bizse toprakların sahibiydik. Sonra  İncil bizim elimizde kaldı, fakat topraklar beyaz adama geçti.”

18 Mayıs 2012 Cuma

İngiltere-West Indies 1. Test, Lord's Oval

1. Gün 


Stuart Broad  İlk Günün Yıldızıydı




Para atışını kazanan İngiltere'nin seçimi, hava koşullarını göz önünde bulundurunca, ilk olarak atış yapmaya gelen takım olmak yönündeydi ve mantıklı gözüktü. Sonraları, kararın semerelerini almak için fazla beklemeyeceklerdi.

İlk olarak hızlı atışlarında swing kullanan Jimmy Anderson, yine West Indies'in bir türlü verim alamadığı açılış vurucularını kolayca avladı. West Indies'in bilançosu ağır oldu: 2 wicketa karşı 32 koşu alabildiler.

Bundan sonraki bölüm, biraz Tim Bresnan'ın atışlarından faydalanan Adrian Barath'ın izleyicileri heyecanlandırmasıyla geçti. Darren Bravo'yla iyi bir ortaklık yakalayan Barath, nihayet bir 50'ye ulaşacak mıydı derken Stuart Broad'ın bir atışında yine fazlaca dikkatsiz davranınca 42'de kaldı.

Bu wicketın kaybından sonra West Indies, en büyük kozunu, erken bir bölümde oyuna sokmak zorunda kaldı: Shiv Chanderpaul. G. Swann'ın falsosuna karşı tecrübesini konuşturan Shiv, yine West Indies'in en büyük direnişini temsil etti. Alt sıra vurucularını, Broad'ın toplara kazandırdığı 'seam movement' la deviren İngiltere, ilk günün mutlak galibi oldu.

Gün Sonu Özeti: West Indies 243/9 (Chanderpaul 87*, Broad 6-72) 



2. Gün:

Strauss 121'le moral buldu

2. Gün tam anlamıyla Andrew Strauss'un günü oldu. Kendi evinde, özellikle spin sayesinde bir nebze zorluk çıkarabilen West Indies, hızlı atışlarda varyasyonu bulunmayan atıcılara sahip olması nedeniyle evsahibine ciddi bir korku dahi yaşatamadı. Uzun süredir formsuz gözüken ve tartışılan bir oyuncu haline gelen kaptan Andrew Strauss 121 yaptı ve aradığı morali buldu.

Ne var ki İngiltere, gücüne denk olmayan rakibine karşı iki tane önemli vurucusunun 50'yi görememesine üzüldü. Bunlardan ilki Alastair Cook, diğeri de Kevin Pietersen'dı. Zaten Pietersen kendi hatası yüzünden çıktığında durum 244/3'e gelmişti.  İngiltere elde 7 wicketla, günü 259'da bitirdi.

Gün Sonu Özeti: West Indies 243/9 (Chanderpaul 87*, Broad 7-72)  İngiltere 259/3(Strauss 121*, -Trott 58)


3. Gün: 


Chanderpaul, yine West Indies'i sırtladı




Nihayet West Indies'in maçtaki varlığını hissettirebildiği bir gün geride kaldı. Strauss'un bir gün önceki şovu, artık geride kalmıştı ve bugün hızlı atışlarda daha başarılı olan West Indies, İngiltere'nin orta ve alt sıra vurucularından beklenmedik bir hızla kurtuldu. Bu çöküş sırasında kışı sakatlıktan kurtulmayla geçiren Ian Bell, takımın direksiyonda kalmasını sağladı.  Yemek arasına, yani ilk seansın sonuna 371 gibi aslında sevinmeyeceği bir skorla giden evsahibi, dönüşte de gününde olmadığını kanıtladı. West Indies'le ilk defa test maçına çıkan Shannon Gabriel'in de ilk wicketıyla tanışmasının ardından West Indies, İngiltere'yi 398'de sınırlayarak ilk devredeki zahiyatını 145 koşu olarak belirledi. Ne var ki Karayiplerden gelen kriketçiler, ikinci defa geldikleri batting'de "döküldüler." 35 koşu alana kadar kaybedilen 4 wicket, büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştı. Testlerin şuanki bir numarası, Shivnarine Chanderpaul bir kez daha İngiltere'nin karşısında durabilen tek adam oldu. Kısa sürede devreyi toparlayarak West Indies'ın takibini başlattı. Fakat arkadaşlarından ne derece yardım görebileceği meçhul.

Gün Sonu Özeti: West Indies 243/9 & 120/4 (Chanderpaul 87*, Broad 7-72& Chanderpaul 34*) İngiltere 371(Strauss 122, Bell 61, Gabriel 3-60)


4. ve 5. Günler: 


Roach'ın iki wicketı, İngilizleri korkuttu




West Indies'in iyiden iyiye maçı kazanmak adına umutlandığı bir perioyodun da yaşandığı iki gün sonunda gülen taraf, eldeki 5 wicketla kazanan İngiltere oldu.

Bir önceki günden kalan, Chanderpaul kabusundan bir türlü uyanamayan İngilizler, 4. gün de duruma çözüm getiremediler. Chanderpaul'dan esinlenen başta Marlon Samuels olmak üzere, Denesh Ramdin ve hatta kaptan Darren Sammy  gibi vurucular da bir adım öne çıkarak West Indies'in dördüncü günün son 20 dakikasına girilirken 345'e ulaşmasını sağladılar. İngiltere'nin galibiyet için 217'ye koşuya ulaşması gerekiyordu. Özellike Broad'ın dışında Jimmy Anderson'un ve Tim Bresnan'ın, havaya giren West Indies karşısında etkisiz kalması dikkat çekiciydi. Daha da kötüsü, son seansın bitimine kısa bir süre kala, ikinci devreye başlamak zorunda kalmışlardı. Bir takım için, zorluk çıkarıcı bir durumdur; çünkü rakibinizin kaybedeceği bir şey yoksa, tüm gücüyle ani wicketlar için saldıracaktır.
Nitekim böyle oldu ve wicketları hedefleyen ve agresif atışların adamı Kemar Roach, hem A. Strauss'u, hem de gece bekçisi Jimmy Anderson'ı avlayarak rakibin 10/2'de kalmasını sağladı. West Indies, 4. günü umutla bitirmişti.

Son gün, İngiltere'nin galibiyet için 191 koşuya ihtiyacı vardı. Normal şartlarda, özellikle Roach-Edwards ikilisinden gelecek saldırgan topları kayıpsız atlattılar mı, bu işin üstesinden gelmeleri zor değildi ve görev için biçilmiş kaftan da Alastair Cook'tu. Cook, Jonahtan Trott ve Kevin Pietersen gibi çok sayı kazanmayı umduuğu iki vurucusunu bir anda kaybederek 57/4'te kalan ve paniklemeye çok yaklaşan İngiltere takımına sakinlik kazandırarak galibiyet için gerekli koşuları almasını sağlayan adamların başında geldi.

Cook, kriz anında sakin kalıp takımı zafere taşıdı

Oyun içinde istikrardan uzak olması en zayıf yönü gibi gözüken West Indies, üst üste kazandığı wicketlardan sonra Karayipli Ruhu'nu yakalamış ve tarihi bir zafere o kadar da uzak olmadığını düşünürcesine çılgınca eğlenmeye başlamışken, karşısında Ian Bell'i buldu. Bir önceki devrede de, West Indies'in hevesini kıran Bell, Cook'la beraber yaptığı 5. wicket savunması sayesinde takımı galibiyete ulaştıran adamlardan ikincisi oldu.

Falsolu atıcı olmaksızın oynayan West Indies, İngiltere'ye öldürücü darbeyi yapmadan önce uyutacak bir oyuncuya sahip olmadığı için kaybetti. Özellikle Marlon Saumels'in kötü bir gününde olması da bunda önemli bir faktör oldu.

Maç Özeti: İngiltere 5 wicket farkla kazandı.

İngiltere 398&192/5(Cook 79, Bell 63*, Roach 3-60) & West Indies 243/9&345(Chanderpaul 91, Samuels 86, Broad 4-93)


Seri: İngiltere 1-0 West Indies (3 maç üzerinden)


foto: guardian.co.uk
        telegraph.co.uk
       topnews.in

24 Nisan 2012 Salı

West Indies-Avustralya 3. Test, Dominika

Shane Shillingford




1. Gün: Serinin üçüncü maçı, güneşli bir havada başladı. Para atışını kazanan M Clarke devreyi battingle açmaya karar verdi. West Indies takımındaki tek değişiklik, sakatlığı geçen Ravi Rampaul'un, Fidel Edwards yerine hızlı atıcılar arasına alınması oldu. Avustralya'ysa bu maçta Mitchell Starc-Ryan Harris ikilisini yeniden devreye soktu. Harris, sakatlanan James Pattinson'ın yerine oynarken; Beer- Starc değişikliği takımın tek uzman spinnerla oynayacağını haber veriyordu: Nathan Lyon.

West Indies, ilk seansın bitimi olan yemek arasına kadar bir tek Ed Cowan'ın wicketını alabildi. Rampaul yeniden Testlere merhaba derken eleştirilmeye başlanan Cowan, ilk overın sonunu göremedi. Bundan sonra son derece temkinli oynamaya başlayan David Warner-Shane Watson ikilisi takımı öğle arasına kadar 69/1'e getirdi. Bu, çok yüksek bir skor sayılmazdı.

Yemek arasından sonra Darren Sammy, biraz daha yavaş atışlara ve falsoya ağırlık verdi. Kaptan, önce bizzat kendisi Shane Watson'ı oyun dışına göndererek başlarda düşürdüğü topu telafi etti. Ardından bir önceki maçın yıldızı Shane Shillinford  devreye girdi ve David Warner'ı çıkardı. Warner yine de Test kariyerindeki ilk 50'sini yapmayı başarmıştı. Çay arasına 136/3'le gidilmesi, West Indies'i rakibi iyi baskıladığını gösteriyordu. Uzun boylu offspinner, son seansta da durmadı; maçtaki  ikinci hedefi, yine 50'yi bulamayan Ricky Ponting oldu. Ancak  23 koşu yapan  Ponting, Test tarihinin en fazla sayı üreten ikinci adamı olmayı başardı. Avustralya eski kaptanı unvanı, geçtiğimiz günlerde test kariyerine son veren Rahul Dravid'den aldı. Maça dönecek olursak; kaptan Micheal Clarke ve Micheal Hussey de fazla katkı yapamadan Shillingford rüzgarıyla kendilerini pavilyonda buldular. Durum bir anda 164/6'ya geldi. Çiçeği burnunda wicketkeeper Matthew Wade, işleri biraz yoluna koymadı başardı ve bu seride ilk kez görev alan Mitchell Starc'la birlikte takımı kısa bir sürede 212/7'ye taşımayabildiler. Devre, şu ana dek Avustralya'nın serideki en kötü devresi oldu desek yeridir.

1. Gün Özeti: Avustralya 212/7(Warner 50, Wade 22*, Shillingford 4-77)


Matthew Wade 



2.Gün: Dün kapanış seansında avantaj yakalayan West Indies için bugün rüzgar tersine döndü ve tecrübesiz olarak nitelenen batsman ekibi yine çöktü. İlk darbe, sabah seansında geldi. Dün hızlı biçimde takımı ayağa kaldırıp 212'ye getiren Matthew Wade bugün de 100'ü aşarak ilk seans sonunda Avustralya'yı 328'e getirmeyi başardı.  Dünün yıldızı Shane Shillinford, Wade'e epey bir koşu verse de ilk devreyi 6 wicketlık bir performansla tamamladı.

İkinci seansta batsman rolüne geçen West Indies, yine umduğunu bulamadı. Avustralya hızlı atıcılarından yine devrenin başında Braitwaite'den hızlı bir biçimde kurtulmayı başardı. 4 farklı atıcı, Hilfenhaus, Watson, Lyon ve Harris'i de erken şekilde oyuna sokan Clarke, Nathan Lyon'dan umduğu çıkışı yakaladı. Sağ elli offspinner, Adrian Barath'a yeni bir hayal kırıklığı daha yaşattırdı ve West Indies'i 61/2'de tuttu. Bu, önemli bir andı çünkü hemen ardından bir başka yavaş atıcı David Warner'ın wicketıyla Avustralya düzlüğe çıktı. Yukarıda bahsettiğimiz çöküş, son seansta yaşandı. Tıpk dün olduğu gibi, iyice yavaşlayan zeminde West Indies kadrosu, Chanderpaul dışındaki tüm iyi batsmanlarını kaybetti. 165/8'lik skor; rakip karşısında, ilk devre karşılaştırıldığında çok geride kalacaklarını gösteriyor.

2. Gün Özeti: Avustralya 328(Wade 106, Shillingford 6-119) West Indies 165/8(Chanderpaul 40*, Lyon 3-49)



Ed Cowan 




3.Gün: Gün, Ponting ve Cowan'ın rahat nefes aldığı ve işlerin Avustralya lehinde ilerlediği gün oldu. Sabah seansında, Chanderpaul'un beklendik direnişine Ravi Rampaul da katıldı ve West Indies, yeniden battinge geçmek için kalan 2 wicketı temizlemekle meşgul olan Avustralya'yı 1 buçuk saat boyunca uğraştırdı. Düzeni bozan yine Nathan Lyon oldu ve arkası çorap söküğü gibi geldi. West Indies, devreyi 218'le kapattı ancak Avustralya, seans arasına gitmeden önce 4 overlık bir bölüm oynamak zorunda kaldı. O küçük kısımda da Roach'a piyango vurdu ve David Warner'ı avladılar. Kaptan Darren Sammy, yemek arasından dönüşte Shillingford'u yeniden atışlara gönderdi ve offspinner Shane Watson'ı da çıkarınca Dominika'daki kalabalığı keyiflendirdi. Son maçlarda olduğu gibi Ponting, Cowan ve Clarke'dan da fazla sayı yemeden kurtulabilinirse, West Indies yeniden avantaj yakalayabilecekti. Fakat olmadı..Ponting-Cowan ikilisi takımı 25/2'den alıp, 2. seansın sonunda 94/2'ye getirdiler. Sammy belki bu seansta, belki Deonarine'in falsolu atışlarından biraz daha fazla yararlanabilirdi ancak belki de  ikilinin epey 4 bulması, onu bu karardan uzaklaştırdı. Onun sırası son overda geldi ve Sammy'nin güzel yakalayaşından da yardım alarak Cowan'ı çıkardı. Ponting bir süre daha dayanıp, Avustralya adına farkın 300'e çıkmasını sağladı. Ardından Ponting-Clarke ve Wade üst üste çıktılar.   Ekibin maçı kazanma şansını artıracak şans gelmişti fakat tam anlamıyla değerlendirilemedi. Yarın Micheal Hussey'den en az bir 50 gelmesi halinde Clarke'ın son seansta skoru deklare etmekte çok tereddüt etmeyeceğini düşünebiliriz.İbre, halen Avustralya'dan yana .


3.Gün Özeti: Avustralya 212/7(Wade 106, Shillingford 6-119)&200/6(Ponting 57, Cowan 55, Deonarine 2-28) West Indies 218(Chanderpaul 68, Lyon 4-69)


4. ve 5. Günler: 4. gün pek de beklendiği gibi başlamadı. Özellikle M. Hussey'nin fazla koşu kaydedemeden çıkması West Indies'e galibiyet umudunu getirdi. Fakat Mitchell Starc-Nathan Lyon-Ryan Harris gibi alt sıra vurucularından  yine kolayca kurtulamamışlardı ve takip etmeleri gereken koşu 370'e kadar çıkmıştı. Üstüne üstük, Avustralya'da M Clarke, 4. atışlara geldiği kısa periodda Chanderpaul'unki de dahil olmak üzere 3 wicket birden alınca West Indies'in işi zora girdi. Adrian Barath yine sayı kaydedemeden çıkarken "Bu adam ne zaman oynayacak?" sorusunu bir kez daha sordu. Yine de 173/5, galibiyet çıkaramayacakları bir skor değildi. Son günde Darren Sammy, bir arada adeta bir T20 hızıyla aldığı koşularla Dominika'daki izleyicileri galibiyet için heyecanlandırdı ancak rüyayı yarıda bıraktıran oyuncu, Nathan Lyon oldu. Lyon-Clarke ikilisi, yavaş atışçıların damga vurduğu serinin son maçında toplam 20 wicketın 12'sini almayı başardı. West Indies'in zorlayıp zorlayıp hevesinin kursağında seriler olarak hatırlanacak bu Testleri Avustralya 2-0'lık galibiyetle kapattı. West Indies'in serilerden en büüyk kazanımı Shane Shillingford oldu; Avustralya'ysa Matthew Wade'i Test takımına ısındırdı.

Test Özeti: Avustralya 212/7(Wade 106, Shillingford 6-119)&200/6(Ponting 57, Cowan 55, Deonarine 2-28) West Indies 218(Chanderpaul 68, Lyon 4-69)&294(Chanderpaul 69, Sammy 61, Clarke 5-86) 


Avustralya 75 koşu farkla kazandı ve serileri 2-0'lık galibiyetle noktaladı. 




fotokaynak: theaustralian.com.au
guardian.co.uk 

17 Nisan 2012 Salı

Micheal Clarke: Sakin Güç-2. Bölüm


Sri Lanka serisinden sonra sıra, Güney Afrika turuna gelmişti. Ne olduysa da burada oldu. Tarihe geçecek çılgın bir kriket günü sonrasında tam 23 wicket düşmüş, Avustralya'nın elinde gözüken maç, Vernont Philander'in unutulmaz performansı ya da bir başka deyişle Avustralya batsmanlarını tereyağından kıl çeker gibi birer birer avladığı atışları sayesinde Güney Afrika'ya gitmişti. Clarke'ın Avustralyası o gün ikinci devrede sadece 47'ye gidebildi ve , 100 yılı aşan kriket tarihinde, bir devrede en az sayı yapan versiyon olmaya çok yaklaşmıştı. Takımın eski test oyuncularından Bryce McGain olayı şöyle özetledi: "Evet, bu izlediğiniz Avustralya, Avusturya değil." Kaptan Clarke, bunu yaşamak, acısını hissetmek zorunda kaldı. Muhtemelen eğer öteki dünya varsa ve Clarke oraya gidecekse, Sir Don Bradman'a bunu açıklamakta zorlanacaktır. Elbette, sonraki Testtte Brad Haddin-Micheal Hussey'nin kahramanca direnişi sayesinde seride beraberlik kurtarıldı. Burada Clarke'ın sakin kalıp takımı toparlayabilmesi önemliydi. Ayrıca bu karşılaşmada 6 over için atışlara gelen kaptan, 2 de wicket alarak Wanderers Stadyumu'ndaki 310 koşuluk rekor takibi gerçekleştiren takımın bir parçasıydı. 

Hemen ardından Yeni Zelanda Tesi geldi. Clarke, genç hızlı atıcı James Pattinson'a güvendi ve bu sayede Avustralya ilk maçı 9 wicket fark gibi rahat bir skorla kazandı. Clarke da 132 yaparak galibiyette önemli rol oynadı. İkinci maçıysa fazla hatırlamak istemeyecektir çünkü G. Afrika'daki dağılışa benzer bir performansla Avustralya, tam 26 yıl sonra Yeni Zelanda'ya kendi sahasında Test maçı verdi. 

Bir sonraki Test'te Avustralya Hindistan'ı ağırladı. Doğrusu Hindistan'ın bu denli dirençsiz olacağını evsahipleri bile beklememekteydiler. Zaheer Khan'ın sakatlığından tam kurtulamayışı ve Ishant Sharma'nın da benzer dertlerden muzdarip olması, Hindistan'ın felaketini hazırladı. Fakat bu Test serisi, Hindistan'da belki bir dönemi kapatırken, M. Clarke'a belki de kariyerinin  en parlak serilerinden birini yaşattı.  Sydney'deki ikinci Test'te 300'ü aşan batsmanlar kulübüne giren kaptan, 329 koşuya ulaşmışken şaşırtıcı şekilde takımın skorunu deklare etti. Bir Avustralya kaptanı tarafından yapılan en yüksek skorun 334 olduğu(Mark Taylor, 88-89 Pakistan Testi ve Don Bradman 1930, Ashes) düşünülürse, bu çok fedakarca bir davranıştı. Clarke, takımının galibiyete bir an önce ulaşabilmesi için kendi rekoruyla tarihe geçme şansını geri çevirmişti. Nitekim atıcı takım arkadaşları da Clarke'a galibiyeti hediye ettiler. Maçtan sonra konuşan Clarke, "Rekoru geçmek hiç aklıma gelmedi." dese de manşetlerde kendisinden çok takımın konuşulmasını istediği belliydi. Sonraki Test'teyse 210 yapan Clarke, Ponting'le beraber serinin yıldızı olurken, aynı serideki iki ayrı maçta hem 200'ü hem de 300 koşuyu alma başarısı gösteren üçüncü batsman olarak tarihe geçti. (Don Bradman, Wally Hammond). Avustralya, seriyi 4-0'la kazandı. 

Micheal Clarke'ın son macerasıysa, devam etmekte olan West Indies serisi. Sakatlığından kurtulan kaptan, Avustralya'nın kazandığı ilk testle birlikte manşetlere taşındı bile. Bugüne kadar hem bowler, hem de batsman rollerindeki başarıyla rüştünü ispat eden Clarke, bu kez de kaptanlık vasıflarını konuşturdu. West Indies'in galibiyete daha yakın olduğu testte seans arası yaklaşmaktaydı. Kaptan, devre skorları karşılaştırıldığında geride olan ekibinin biraz daha vurucu takım olarak kalmasına göz yumup sağlamcı bir yaklaşımla en azından beraberliği garantilemek için bekleyebilirdi, fakat bunu tercih etmedi. Hızlı atıcısı Ben Hilfenhaus'a güvendi; Avustralya 43 koşu gerideyken skoru deklare etti ve takımı atışlara geçildi. Nihayetinde Hilfenhaus 4 wicket birden temizleyerek bu taktiksel hamlenin başarıyla sonuçlandığını müjdeledi. Nefes kesen bir finalle kazanan yine Avustralya oldu. 

Avustralya kaptanı Micheal Clarke'ın, kötü başlayan ama giderek düzelen, yakın zamanda, hem iyi hem de kötü anlamda tarihe geçtiği dönemi kısaca özetlemeye çalıştım. Sözün özü, Ricky Ponting'in yıldızı yavaş yavaş sönerken,  Clarke daha şimdiden unutulmaz Avustralya kaptanları arasına girdi bile. 

16 Nisan 2012 Pazartesi

Micheal Clarke: Sakin Güç-1. Bölüm


Avustralya kriket tarihine geçmiş bir sürü kaptan var. Bunlar arasında en çok hatırlananları, efsane batsman Don Bradsman, 50'ların başında düşüşe geçiren Avustralya'nın ayağa kalkmasını sağlayan Richie Benaud, ilk iyi kaptanlar arasında ilk beşe rahatlıkla girecek olan Ian Chappel, Allan Border, Steve Waugh ve günümüze daha yakın bir tarihten itibaren wicketkeeper-batsman rolü ve centilmenliğiyle gönüllere taht kurmuş Adam Gilchrist'le, görevi geçtiğimiz yıl bırakan ve 2000'lere damgasını vuran  Ricky Ponting. Micheal Clarke kaptan olduğunda akıllardaki soru, o dönem eleştirilmekte olan 30 yaşındaki  oyuncunun, bu isimler arasında nasıl bir yere sahip olacağıydı. Beklenenden çok çabuk şekilde etkisi hissedilen Clarke, daha şimdiden bir kaptan olarak özel anlar yaşamış bir Avustralyalı oldu. Clarke'ın 1 yılı aşkın kaptanlık sürecini, iki bölüm halinde derlemeye çalıştım. Bu yazıda, kaptan oluşu ve ilk testlerine yer verdim.

Ben Micheal Clarke'ı, Avustralya Futbolu'nda tanıyorum. O dönem daha içli dışlı olduğum bir spor olduğundan, Brandon Fevola-Lara Bingle-M Clarke aşk üçgeninden manşetlere yansımıştı Clarke. Hatta daha sonradan Carlton'dan, hatta Brisbane'den de kumar ve içki sevdası yüzünden kovulan Fevola, eski sevgilisi Bingle'ın çıplak fotorgraflarını internete vermekle suçlanmıştı. O dönemde Bingle, Clark'la çıkıyordu ve bu olayın da etkisiyle morali bozulan yıldız adayı Test serisinden ayrılmak zorunda kalmıştı.

Clarke hakkında, biraz daha fazla izlenim edinebildiğim yer, 2010 T20 Dünya Kupası oldu. Oyun formatının genel karakteristiğine aykırı olarak çok sağlamcı bir görüntüde olan Clarke, pek heyecan yaratıcı bir oyuncu gibi gelmemişti bana; fakat bir şekilde takım kaptanlığına çıkarılmıştı. Hatta o günlerde, kadın izleyicilerimizden biri-Okcan Basat teyit edecektir- "Clarke, Ponting'in adamı olduğu için mi kaptan oldu?" sorusunu sormuştu. Ben içimden "öyledir herhalde" diye geçirmiştim doğrusu ama Okcan Abi, Clarke hakkında acele etmedi. Avustralya, onun kaptanlığındaki ilk başarısızlığını, 2010 T20 Dünya Kupası'nı finalde İngiltere'ye kaptırarak yaşamıştı.

2011'daki Ashes hezimeti ve ODI Dünya Kupası başarısızlığından sonra artık Ponting'in suyu ısınmıştı. O kaptanlıktan alınırken, yerine hazırladığı Micheal Clarke, Twenty20 kaptanlığını Cameron White'a teslim edecek ve büyük göreve getirilecekti. Ne var ki Clarke'ın, o dönemde batsman olarak görevini çok başarılı şekilde uyguladığı söylenemezdi. İnişli çıkışı bir grafiğe sahipti. Yüksek tekniği, iyi savunması ve adeta her an verimlilik hesabı yapan bir bilgisayar gibi çalışan bir kriket zekasına sahip olduğunu yazan gazete makalelerini bulmak çok da zor değildi; fakat Clarke üzerindeki baskı artmaya başlamıştı. Onunla ilgili aklımda kalan başlıca izlenim, sakinliğiydi. Ne olursa olsun moralini bozmuyor, kimseye haddini aşan açıklamar yapmıyor ya da kavga etmiyordu. Tam bir beyefendi havasında, bildiğini okuyan biri görünümünde, insanın siniri bozacak ölçüde serinkanlıydı.

Avustralya kaptanı olmak öyle kolay iş değildir. Bir defa aldıysanız, gerçekten hak ettiğiniz için almışsınızdır ve kaybederseniz, sıranız asla ve asla bir defa daha gelmeyecektir. Clarke, Test kariyerine yaptığı harika başlangıçtan sonra(Önce 2003 Hindistan serisini kazandıranlardan biri oldu, sonra da Yeni Zelanda'ya karşı da 100 yapmayı başardı) bir defa takımdan kesilmek ne demek öğrenmişti. O günlerden edindiği tecrübeninden olacak, tam da sıkınıtya düştüğü sırada, kaptanlığıa yükseltildikten sonraki performansları git gide düzelmeye başladı. Önce Agustos Ayı'nda, benim aklımda "askerdeyken çarşı iznimi internet kafede geçirttiren seri" olarak kalan Sri Lanka serisi geldi ve Clarke burada, 2 yıl sonra 100 yaptı. Bununla beraber, takımı organize edişi bakımından seçicilere, "Doğru adamı buldunuz" mesajını vermişti bile...

Avustralya-West Indies 2. Test

1. Gün: 
Trinidad Tobago'nun başkenti Port of Spain şehrinde başlayan Test'te para atışını Avustralya kazandı ve batting yapmayı seçti. İlk gün içinde, West Indies'in bir önceki maça göre değiştirdiği tek adam konumunda olan Shane Shillinford, aynı zamanda fark yaratan oyuncu oldu.
Kirk Edwards'ın yerine takıma dahil olup, kaptan Darren Sammy'e,  önceki maça göre bir fazla spinnerla oynama şansını veren Shillinford, özellikle Shane Watson'la önemli bir direniş yakalayan Avustralya'nın karşısında durdu. Watson yine de 50'yi geçerek ilk günün en başarılı batsmanı olurken Ricky Ponting yine 7'de kalarak Test kariyerinde sona doğru yaklaşmaya başladığını gösterdi. Bir önceki karşılaşmada göz dolduran Narsingh Deonarine, yine sağ elli sağa falsolarından biri sayesinde kaptan Micheal Clarke'ın 45'lik wicketını aldı. Avustralya'da, normal şartlarda direnişin son noktası Matthew Wade-Micheal Hussey ikilisi olacak. Fakat West Indies takımı iyi bir atıcı takım dengesi yakalamışa benziyor ve rakibin ilk devresini bitirmeye o kadar da uzak görünmemekteler.

Gün Sonu Özeti: Avustralya 208/5 (Watson 56, Shillingford 2/56)

2.Gün: 
Avustralya için 'hayırlı' bir gün olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Doğrusu West Indies, rakibi baskılamada başarılıydı fakat kalan wicketları yok etmekte başarısızdı. Maçın temposu  ve zemin tam istediği gibi olunca Micheal Hussey 73'e kadar gitti. Önceki maçta yıldızlaşan Ryan Harris ağabeyinden özenen James Pattinson'da 42 koşuluk katkıyla şaşırttı. Tek üzücü taraf, ikinci Test'ine çıkan çiçeği burnunda wicketkeeper Matthew Wade'in yine 11 koşuyu aşamaması oldu. Avustralya, çay arasına kadar ilk devresini 311 koşu almış bir takım olarak başı dik bir biçimde bitirdi. West Indies'de Kemar Roach'un kötü bir gün geçirmesi, kontrolü kaybetmelerindeki önemli etkenlerden biriydi. Elbette kaptan Darren Sammy'den de sürpriz bir wicket beklenebilirdi. 
Son seansa sıkışan West Indies cevabıysa çok kötü başladı. Hakikaten, Brian Lara'nın veliahtı olarak gösterilen Adrian Barath'ın ne zaman bir maç kazandıracak kıvama geleceğini merakla bekliyorum. Bugün yine Hilfenhaus'un saldırısında çaresizdi ve 15'i bile bulamadan çıktı. Zemin şartlarını göz önünde bulundurup kadroya bir spinnner fazla ekleyen Clarke, Micheal Beer hamlesini yapmaktan hiç geri durmadı. En son Ashes'da sürpriz şekilde Test şansı yakalayan sol elli orthodoks falsocu, günü wicketla kapatan isimlerden biri oldu. Geçen maçki performansına yaklaşamayan Craig Braithwaire 0 koşuda çıkarak büyük hayal kırıklığı yarattı. Gün sonunda şans verilen James Pattinson da üçüncü batsman Kirk Edwards'ı çıkarınca Avustralya, güzel bir skorla avantaj yakaladı.

Gün Sonu Özeti: Avustralya 311(Hussey 73, Shillingford 3-97), West Indies 49/3

3.Gün:
Maç 20 dakikalık gecikmenin ardından başladı. Ertelemenin sebebi yağmur değildi.  Rötar, elektrik kesintisi yüzünden maçı yayınlayan televizyon kanalınca yaşanan teknik aksaklıklar ve  reklam anlaşmalarına zeval gelmemesi yüzündendi. Güçlü bir açılıştan sonra part-time yavaş atıcı olarak denenen Micheal Hussey'nin Darren Bravo'yu avlaması maçtaki gidişatı etkileyen önemli olaylardan biriydi. Zemin koşullarını göz önünde bulundurarak sıklıkla yavaş atan spinnerlara rakibi kısıtlama hedefini benimseyen Micheal Clarke, David Warner-Micheal Beer ikilisinden umduğunu bulamadı. Yemek arasına 132/4'le giren West Indies de direnişin başrolünü yine Chivnarine Chanderpaul üstlendi. Kadrodaki en deneyimli oyuncu konumundaki Chiv'in Deonarine'le birlikte rakip için tehlikeli hale gelmeye başlayan ortaklığının üstesinden gelmek, Nathan Lyon'a düştü. Neticede Chiv-Deonarine ikilisi, skoru 4/100'den alıp 5/230'a getirdiler. Özellikle yağmur yüzünden verilen ara, Avustralya'nın çok işine yaradı. Dönüşte offspinner Lyon sırasıyla Deonarine, Chiv, Darren Sammy, Shillingford ve Roach'ı oyun dışına göndererek Avustralya'nın ilk devreyi avantajlı skorla bitirmesini sağlayan adam oldu. West Indies'de artık sayı üretebilecek tek oyuncu, Carlton Baugh gibi gözükmekte. West Indies, şuan için 59 koşu geride.

Gün Sonu Özeti: Avustralya 311(Hussey 73, Shillingford 3-97), West Indies 252/9(Chanderpaul 94, Deonarine 55, Lyon 5-65)


4.Gün:
Yine yağmurun etkisini gösterdiği bugün sonunda, Avustralya, 127 sayılık farkını korumayı başardı. Ne var ki kısalan zaman yüzünden en kuvvetli ihtimal olarak beraberlik kaldı.
Avustralya, günün erken saatlerinde kalan tek wicketı da alarak ikinci devreye 54 koşuluk bir farkla başladı. İlk overlarda  seride etkili gözüken Shane Shillinford'a ağırlık veren Darren Sammy, etkili sonuç alamayınca hızlı atıcı Kemar Roach'u devreye soktu. Roach da Ed Cowan, David Warner ve Shane Watson üçlüsünden kurtularak yağmur etkisini göstermeden önce izleyicilere keyifli bir bölüm yaşattı. Avustralya'nın eski ve yeni kaptanları Ricky Ponting ve Micheal Clarke, beraberlikle bitmesine maçta sürpriz yaratmaya çalışacaklar.

Gün Sonu Özeti: Avustralya 311(Hussey 73, Shillingford 3-97)&73/3(Roach 3-23), West Indies 252/9(Chanderpaul 94, Deonarine 55, Lyon 5-65)

5. Gün: 
Son günde olaylar, pek de Avustralya'nın heves ettiği gibi gelişmedi. Ricky Ponting  ve kaptan Clarke'ın yavaş başlangıçlarından sonra, ikilinin beklenenden erken çıkmasıyla işler zorlaştı. 95/5'ten sonra Micheal Hussey ve Matthew Wade takımı toparlar gibi oldular ve ikinci seansta maçı alacak farkı yaratmak için ellerini mümkün çabuk tutmaya çalıştılar. Ne var ki bu Testte Avustrlya'nın belalısı olan Kemar Roach yine ortaya çıkıp Hussey'i oyun dışına gönderip 10 wicket zincirini tamamlayınca Avustralya, beklenenden erken durumda skoru deklare etmek zorunda kaldı.  West Indies'e galibiyet için yaklaşık 61 overda gelecek 251 koşu lazımdı ki; bir ODI maçı performansı bile sergilese, evsahibi takım testi kazanabilirdi. Ne var ki takım 53/2'ye gelmişken çay arasından hemen önce başlayan yağmur bir daha dinmedi. Böylece yağmur, mecburen beraberlikle biten testin galibi oldu.

Sonuç: Avustralya 311(Hussey 73, Shillingford 3-97)&160/8(Roach 5-41), West Indies 252/9(Chanderpaul 94, Deonarine 55, Lyon 5-65)& 52/2(Sammy 30, Hilfenhaus 2-22)


Test berebere bitti.

Seride Son Durum: Avustralya 1-0 West Indies
Seride Kalan Test Sayısı: 1

8 Nisan 2012 Pazar

Test Serisi: West Indies-Avustralya 1. Test





1.Gün:
Kısa formatlarda beklenen üstünlüğü sağlayamayan Avustralya'ya karşı West Indies, tarihi Kensington ovalindeki maça batting yaparak başladı. İki tarafın da çok temkinli olduğu ancak West Indies'in güçlü başlangıçla Clarke'ı arayışlara ittiği  ilk günde, 3 wicket düştü. Bunlardan ilki, en kolayı olan Adrian Barath'ınkiydi. Aralarında kendisinin de bulunduğu 7 farklı bowlerı deneyen Micheal Clarke,  genelde verilen koşu sayısını kontrol altında tutmasına rağmen, düşürülen toplar yüzünden  rakip batting ünitesini dağıtamadı. Peter Siddle'ın Kraigg Brathwaite'ın wicketını almasını sağlayan yakalayış, Brad Haddin'in yerine Test başlangıcını yapan Matthew Wade'den geldi. Leg break attığı iddia edilen David Warner da günün sürpriz wicketını Kirk Edwards'dan aldı. Brahtwaite'in 57, Edwards'ın da 61 yaptığı ilk gün, yağmur yüzünden normalden erken bitti.
Gün Sonu: West Indies 179/3


2.Gün: 
Avustralya için pek de iyi olmayan tablo, bugün daha da kötüye giidiyor derken, yemek arasından önceki Shane Watson wicketı geldi. Tehlikeli şekilde belirmeye başlayan Darren Bravo, 57'de oyun dışına gönderilirken Ryan Harris'de Deonarine'i avladı ve durum 285/5 oldu. 2. seansta hızlı bir 41'le en tahlikeli batsmen konumundaki Shiv Chanderpaul'a destek olan kaptan Darren Sammy'nin hakkından da Ben Hilfenhaus geldi. Ne var ki gün sonu gelene dek, Avustralya 8 değişik atıcıyla oynamasına rağmen koşuları bir türlü sınırlayamadı. West Indies, 449'da "Bize şimdilik bu kadar yeter, biraz da siz batting yapın." dedi ve beklemeye başladı. Avustralya açıcı batsmanları Ed Cowan ve David Watson, fazla acele etmeden ama ertesi gün takıma moral verecek biçimde 44 koşu yakaladılar. Erken wicket için saldıran West Indies hızlı atıcıları Fidel Edwards ve Kemar Roach, maçı Karayiplilierin lehine çevirecek bir wicket alamadılar.
Gün Sonu: West Indies 449/9dec- Avustralya 44/0


3.Gün:
Bugün atışlara gelen Darren Sammy, Hindistan'a olduğu gibi, Avustralya'ya da sorun yarattı. Atışlara gelmesiyle beraber Ed Cowan ve David Warner wicketlarını temizleyen Sammy'nin bu atağı sonrası Avustralya, bir anda kendini 65-2'de buldu. Watson-Ponting ortaklığı, son maçlardaki run-out aksiyonlarının kahramanı haline gelen Shane Watson'ın eski kaptan Ponting'le anlaşamaması sonucu runoutla son buldu. Güney Afrika hezimeti benzeri bir dağılışın önünde duran yine Micheal Clarke oldu. Legbreak falsosu kullanan Bishoo, Clarke belasından West Indies'i kurtarmayı başardığında durum 215/5'e gelmiş ve Avustralya nefes almıştı.  Micheal Hussey'de 50'ye yaklaşarak günü yüksek puanla bitirdi. Yarın sabahki ortağı, wicketkeeper mevkiinde uzun vadeli düşünülen Matthew Wade'in performansı merakla bekleniyor ve kendisinin önünde, Test kariyerine yön verebilecek ciddi bir meydan okuma var.
Gün Sonu: West Indies 449/9dec-Avustralya 248/5


4.Gün: Testteki en eğlenceli ve olaylı günü geride bıraktı. Güne iyi giremeyen Avustralya, nihayetinde sevinen taraf olacaktı. Micheal Hussey ve Matthew Wade, beklentilere karşılık veremeyerek hızlı atıcılar K. Roach ve F.Edwards'ın atışlarına yenik düştüler. Ne var ki normalde atıcı rolü verilen Ryan Harris, öğle arasına kadar  60 yaparak takımı follow-on tehlikesinden kurtardı. B. Hilfenhaus'un 24'de önemliydi. İlk seans sonunda Avustralya 366/9'daydı.  İkinci seanstaysa Harris 68, Nathan Lyon'sa 40 yaparak kariyer rekorlarını paramparça ettiler. Kaptan Clarke, tam seans arasına gitmeye yakın  Avustralya ilk devre skorunu 406 olarak deklare etti. Bu cesur strateji, Avustralya'nın ilk devreyi rakipten 43 koşu geride kapadığına ilan niteliği taşısa da  "benim amacım maçı kazanmak" demekti ve çok işe yaradı. Clarke'tan "saldır" talimatını alan Hilfenhaus, müthiş bir atış bölümü yakalayarak Barath, Braitwhite ve Kirk Edwards gibi üç önemli ismi oyun dışına çıkardı. Çay arasına da West Indies 4/3'le gitti. Son seansta da şov devam etti. Batting'de çok yorulan hızlı atıcı Ryan Harris dinlenirken saldırı P. Sidde'la devam etti. Offspinner N.Lyon'la orta hızlı atıcı Shane Watson Dwayne Bravo'yla Shiv Chanderpaul'a göz açtırmadı. Ne var ki West Indies'in son büyük dayanağı olan bu ikili de wicketlarını P. Siddle'a kaptırdılar. Böylelikle  West Indies, şuan için eldeki 5 wicketla 114 koşu önde olmasına rağmen, maçı kazanma şansını çok zora soktu. Şuan için her ne kadar Avustralya için  galibiyet kuvvetli ihtimal gibi gözükse de, West Indies'den gelecek bir geri sıra direnişi maçı beraberliğe de götürebilir.

Gün Sonu: West Indies 449/9dec&71/5 Avustralya 406/dec


5.Gün: Test kriketi adına harika bir günü daha geride bıraktık. Son ana kadar izleyicilere keyif veren ve heyecan yaşatan zorlu mücadelenin galibi, konuk ekip Avustralya oldu. Dün öngördüğümüz gibi, West Indiesli orta sıra vurucuları o kadar da kolay lokma olmayacaklarını göstermeye çalıştılar. Carlton Baugh ve Narsingh Deonarine, bir ölçüde bunda başarılı oldu. Fakat Shane Watson'ın atışlara gelmesinden sonra,  kendi sopasından çıkan topla wicketını deviren Darren Sammy, kaptan olarak direnişi güçlendireceği yerde, ne yazık ki yıktı. Avustralya, ilk seans sona ermeden rakibin tüm vurucularını temizlemişti. Önündeye, rakipten alması gereken 192 koşu ve karanlığa karşı vermesi gereken bir mücadele vardı.

Avustralya, yemek arasından sonra başlayan ikinci seansa sakin vurucu Ed Cowan'ın sağlamcılığıyla girdi. David Warner'ın fazla koşu alamadan çıkmasına rağmen, yerine giren Shane Watson işleri yoluna koydu. Son seansa kadar Avustralya, tek kayıpla ve yavaş wicketın da etkisiyle 63 koşuyu bulmuştu. Geride kalan zamanla birlikte, galibiyet için gereken 129 koşu gelecek miydi?

Watson'ın 50'yi bulduğu maçta işler bir kez daha değişecekti. West Indies kaptanı Darren Sammy, sağ elli falsolu atıcı Deonarine'i atışlara gönderdi. "Yokluğu aranacak mı?" denilen Sunil Narine IPL'de ter dökerken, onun yerine takıma giren Deonarine "Ben de buradayım" diyerek üst üste dört önemli wicketını temizledi. Bunlar sırasıyla Watson, ninnici Ed Cowan, eski kaptan Ponting ve yeni kaptan Clarke'tı. Özellikle Ponting ve Clarke'ın bu kadarerken çıkması işleri çok zora soktu.

Tam bu noktada devreye Mr. Cricket lakaplı Micheal Hussey girdi. Sürenin dar, alınacak koşunun çok olması, Hussey'i genel karakteristiğinin dışında bir oyun oynamaya itti. Bu strateji değişikliği karşısında Darren Sammy, hızlıca gelen sayıları durdurmak için hızlı atıcı Kemar Roach'u çağırdı. Karanlık iyice çökmüş ve Avustralya galibiyete 19 koşu kadar yaklaşmıştı ki wicketkeeper Matthew Wade, Roach tarafından oyun dışına gönderildi. "Bu maçı buradan alır" dedirten  Hussey de over sonra sonra aynı kaderin kurbanı oldu. Şimdi iş, Ben Hilfenhaus-Ryan Harris ikilisine kalmıştı. Her ikisi de uzman batsman değildiler ama almaları gereken koşu saıyıs sadece 3'tü.

İlginç bir tesadüf, farklı yönlerden maçın kahramanı olmaya aday iki oyuncuyu yan yana getirmişti. Harris, ilk devrede 68 koşu yapmış ve kariyer rekorunu yenilemişti. Bu skor, Avustralya'nın maçta kalmasını sağlamıştı. Ben Hilfenhaus'sa maç beraberliğe giderken 4-27'lik bir atış dönemi sonrasında West Indies'lilerin kabusu olmuştu ve ibreyi Avustralya tarafına çevirmişti. Bu ikiliyi, ortak olarak çalıştıkları son overda koşuları paylaştılar ve harika bir galibiyetin de mimarı oldular. Neredeyse karanlıkta gelen bu galibiyet, akıllara "Karanlıktan Aydınlığa" gibilerinden manşetleri de beraberinde getirdi.

Maçın Özeti:  West Indies 449/9dec(Chanderpaul 103, Brahtwaite 57, Edwards 61)&148(Hilfenhaus 4-27) Avustralya 406/dec(Harris 68, Clarke 73, Roach 3-72)&192(Watson 52, Deonarine 4-53)


fotokaynak: AFP, cricinfo.com