4 Ocak 2011 Salı

The Ashes: Avustralya-İngiltere, 5.Test, 2.Gün, Avustralya 280, İngiltere 167/3

Avustralya 280 (Johnson 53, Watson 45, Anderson 4/66), İngiltere 167/3 (Cook 61*, Strauss 60, Johnson 2/42)

Seri boyunca gösterdiği kötü performansa bir yenisini daha ekleyen Avustralya, eğer maçın içinde hala kaldıysa bunu Mitchell Johnson’a borçlu. Günün henüz 3.overında Brad Haddin’in wicketını kaybetmesiyle iyice zor durumda kalan Avustralya’nın son kalan 2 gerçek vurucusu Michael Husssey ve Steven Smith’in iyi performanslarına ihtiyacı vardı.  Bu ikili güvenli oynayarak biraz olsun İngiltere’nin hızını kesse de Smith’in teknik anlamda zayıflığı sıkıntı yarattı. Hussey’nin yeni topa geçilmeden hemen önce Paul Collingwood’a yenik düşmesi Avustralya’yı iflasın eşiğine getirdi. Özlenen kararlılık ve direnci gösteren isim ise beklenmedik bir şekilde Mitchell Johnson oldu. Olağanüstü çabasına eşlik eden Ben Hilfenhaus’un sağladığı destek sayesine Avustralya en azından skoru biraz daha şirin bir hale bürünse de asla yeterli olacak bir skor değildi. Tüm vurucuları oyun dışı kaldığında skoru 280’e taşımayı başaran ev sahibi ekip, İngiliz atıcıları son bölümde zorlasa da özellikle James Anderson ve Tim Bresnan’ın başarısı ve topları istikrarlı bir şekilde kavisli falsolarla göndermeleri sonucu kurdukları baskı dikkate değerdi.
İngiltere inningi başladığında Avustralya kaptanı Michael Clarke’ın ilk hamlesi açılış atıcısı olarak Hilfenhaus’un yanında Johnson’ı kullanmak oldu. Bununla Perth’teki gibi erken baskı uygulamak isteyen kaptanın hamlesinin çözümünü rakip kaptan Andrew Strauss buldu ve karşı atakla bu tehlikeyi kolayca savuşturdu. Günün ilerleyen saatlerinde kavisli hılı atışları düzenli uygulamaya başlayan Avustralya, bunun meyvelerini önce Strauss sonra da Trott’un wicketlarıyla alsa da baskıyı sürdüremedi. Uzun süredir merakla beklenen sol elli spinner Michael Beer’in devreye girmesi merak uyandırsa da Beer gerekli tehlikeli atışları yapamadı. Bu durumu kullanmak isteyen Alastair Cook’un Beer’e cezayı kesme isteği ters tepip vurduğu top Hilfenhus tarafından yakalandığınsa SCG’de büyük bir gürültü koptu. Ancak bu kısa süren mutluluğu umpire Billy Bowden bozdu. Ayak hatasından şüphelenen Bowden’ın  şüphelerini doğrulayan TV hakemi sayesinde Cook derin bir nefes alırken Beer’in yaşadığı hayal kırıklığı yürek burktu. Cook-Pietersen ikilisinin istikrarlı oyunu İngiltere’ye nefes aldırırken günün son yarım saatinde Johnson’ın aldığı Pietersen wicketı Avustralya’ya moral verdi. Günü 167/3 ile kapatan İngiltere halinden memnundu.
Maçın 3. gününde İngiltere eğer rakibiyle aradaki farkı 100 koşunun üzerine taşıyabilirse maçı galibiyetle kapamak adına en önemli adımı atacaktır. Moralsiz ve güçsüz Avustralya’yı bu halde yakalayan İngiltere şu an itibariyle galibiyete yakın gibi görülüyor.

Test Serisi 3. Maç,2. Gün Hindistan 142/2 Güney Afrika 362

Hindistan 142/2 (Gambhir 65*, Tendulkar 49*, Steyn 1-31) Güney Afrika 362 ( Kallis 161, Sreensath 5-114)

Bu kez plajlarıyla ünlü Cape Town'da, arkasında Tabak Dağları yükselen Newlands Stadyumu'nda güneş yüzünü göstermişti, bir diğer deyişle normal koşullara dönülmüştü. Peki dün 4 wicket almayı başaran, Smith-Amla-Petersen ve De Villiers dörtlüsünü hızlı bir şekilde elemeyi başaran Hindistan, para atışını kazanışını avantaja döndürebilecek miydi?

Sabah seansındaki erken sessizlik, fırtına öncesindeydi. Benim genellikle, belki haddimi de aşarak kontrolsüz olarak nitelendirdiğim Sreensath, arka arkaya iki mükemmel atışla Mark Boucher ve daha da önemlisi Kallis'le oluşturduğu ortaklıkla takımı sırtlanmış Ashwell Prince'i oyun dışına göndermeye çalıştı. Devrenin bundan sonrası, Hindistan hızlı atıcılarıyla Güney Afrika'nın süperstarı Jacques Kallis arasında geçecekti. Rakibin yeni topla atış yapmasına da aldırmayan Kallis, bu serilerde ikinci kez 100'ü geçmeyi başardı ve sakatlanmasına ve ilk devre sonuna kadar istikrarlı bir ortak bulamamasına rağmen biraz Ashwell Prince'in katkısı biraz da Paul Harris'in inadı sayesinde Güney Afrika'yı 362 'ye taşıdı. Yeniden Sreensath'a dönmek gerekirse, şu overdaki koşu sayılarına bakalım. 0 1(no ball) 4(no ball) 0 0 4(fielding hatasından kaynaklandı) 0 ve wicket. İşte Sreensath, kariyerindeki üçüncü '5 wicketa ulaşma' başarısını, böyle bir overda yakaladı. Tabi kah Pujara'yla, kah Sharma'yla basit fielding hataları yapan Hindistan, rakibi kısıtlama işinin üstesinden gelemedi ve başta sorduğumuz soruya cevaben, bence istediğini alamadı.

Hücum sırası, ikinci seansta onlara geçti. 19. Greame Smith cover'da kontrol etti. Ardından maçın heyecanlı anlarından birini izledik; Tsotsobe'in atışında Dravid'in sopasından gelen topu Alviro Petersen önce kontrol edemedi ama ardından topu alan De Villiers, doğrudan stumpları vurarak önemli bir kalenin daha zaptedilmesini sağladı ve durum 28-2'e geldi. Neyseki Gautam Gambhir'in sakatlığı geçmişti ve Tendulkar'la birlikte çaya kadar skoru 49'a getirdiler. Son seanstaysa Güney Afrikalılar birkaç defa 'wicket' diye ayağa kalktılar. Örneğin Ashwell Prince, Tendulkar'ın sopasından gelen ve boy hizasını biraz geçen topu zıplayarak izlemese de yakalasa, ibre Güney Afrika'ya dönebilirdi. Fakat ikili, bir LBW, birkaç da top yakalatma tehlikesini atlattı ve günü, oyunda kalarak bitirdi. Hindistan da 142'ye geldi ve her iki taraf da ilk gün sonunda bariz bir avantaj yakalayamamış oldu.

Bir dipnotla bitirelim: Kaburgalarından sakatlanan Kallis, takımı fielding yaparken sahaya çıkamadı ve iyileşme süreci 2 haftayı bulacak. Kendisi ayrıca, ikinci devrelerde -eğer gerekirse- oyuna girecek.

3 Ocak 2011 Pazartesi

The Ashes: Avustralya-İngiltere, 5.Test, 1.Gün, Avustralya 134/4

Yağmur ve bulutlu havanın hakim olduğu ilk günde kura atışını kazanan Avustralya vurucu olmayı seçti. Dün de belirttiğimiz gibi burada kura hayati öneme sahip olmadığından İngiltere kaptan Andrew Strauss pek de üzgün değildi. Daha önceden bu tarz havalarda hızlı atıcılarının çok etkili olduğunu bildiğinden onlardan benzer bir performans beklemekte haklıydı. Ancak hızlı atıcılar çok da iyi başlamadılar. Uygun koşullara rağmen hızlı atışlara yeterli kavis veremeyen İngilizler karşısında Avustralya önceki maçlardan ders almış gibi gözüküyordu. Açılış vurucuları Shane Watson ve Phillip Hughes gereksiz vuruş denemeleriyle risk almadan ilk saati tamamladıklarında sadece 31 koşu almışlardı. Günün ikinci saatinde ise biraz daha risk almaya başlayan Hughes ve Watson ikilisi zor koşulları atlatmayı başardılar. Ancak Avustralya’nın kronikleşen hastalığı bir kez daha kendini belli etti ve Hughes, yeterli sabrı gösteremeyip yamaktan önceki son overda Chris Tremlett tarafından oyun dışı bırakılınca İngiltere rahatladı ve yemek arasına 55/1 ile gidildi.
Yemekten sonra merakla beklenen Usman Khawaja oyuna dahil oldu. Genç yaşına rağmen sakin ve olgun bir oyun ortaya koyarak Avustralya’nın morallenmesini sağlayan Khawaja, Watson ile birlikte skorbordu ileri taşımayı başardı ve yemek sonrası ilk saati ev sahibi ekip kayıpsız atlattı. Işık azlığı nedeniyle kısa bir ara verildikten sonra Shane Watson’ı avlayan Chris Tremlett tekrar Avustralya üzerindeki baskıyı arttırdı. Avustralya’nın yeni 3. sıradaki vurucusu ve yeni kaptanının buluşması ise verilen yağmur arasıyla verimli olmadı ve erken girilen çay arasına 111/2’lik skorla gidildi.
Çay arasından hemen sonra yeni kaptan Clarke’ın kabus gibi geçen Ashes serisinde bir kez daha 4 koşudayken oyun dışı kalması ‘eski tas eski hamam’ deyişine uygundu. Yine Michael Hussey devreye girmek ve Avustralya’yı ayakta tutmak zorundaydı. Ümit veren Umsan Khawaja ile iyi bir ortaklık kuran ve İngiliz atıcılarının baskısından kurtulan Hussey tam işleri rayına oturtmayı başarmıştı ki hafif hafif çiseleyen yağmurun oyunu kesmesinden hemen önce Graeme Swann, Khawaja’nın macerasına noktayı koydu. Sonrasında yağmur nedeniyle oyuna ara verildi ve bekleyişin ardından gün bittiğinde Avustralya eskisi gibi korkunç bir skorla karşı karşıyaydı 134/4.
Gün galibi ise hiç kuşkusuz İngiltere oldu. Atıcıları Melbourne veya Adelaide’de olduğu gibi dominant olmasalar da ¾ kapasite oynamaları bile Avustralya’yı dağıtmaya yetti. Ev sahibi ekibin çok daha radikal değişikliklere gitme gerekliliği bugün bir kez daha vurgulandı.

2 Ocak 2011 Pazar

Test Serisi 3. Maç,1. Gün, Cape Town, Güney Afrika 232/4 Hindistan

Güney Afrika 232/4(Kallis 81*, Sreensath 2/70)

Cape Town'da iki gariplikle başladı yeni yılın ilk testi. Bunlardan ilki, para atışını MS Dhoni'nin kazanmasıydı. İkincisiyse genellikle güzel, güneşli havalarla karşılaşılan Cape Town'da, bulutların varlığını hissettirmesiydi. Elbette ki wicket üzerindeki yeşillikler, neler olabileceği hakkında herkese fikir veriyordu ve Hindistan takımı, 20,000 kişinin doldurduğu stadyuma çıkarken gökyüzüne baktığında, büyük ihtimalle doğru seçimi yaptığını düşünüyordu.

Kadrolarda fazla bir havadis yoktu. Güney Afrika, kimseyi değiştirmedi, Hindistan'sa sakatlığı geçen Gautam Gambhir'i Murali Vijay'in yerine kullanma kararını- beklendiği gibi-aldı. Hindistan hızlı atıcılar Zaheer Khan ve Sreensath, tehlikeler yaratmakta fazla gecikmediler. Nitekim maça çekingen giren Greame Smith, belalısı Zaheer'in atışında ıskayla yakalanınca LBW'yla dışarıda kalmaktan kurtulamadı.

21/1'de yağmur kendini gösterdi ve oyun bir süreliğine durdu. İkinci seans başına biraz dağınık giren Ishant Sharma, Hashim Amla'nın oyuna katılmasını sağlasa da Petersen'in wicketını da almayı başardı. İşleri toplarlamaya çalışan Amla-Kallis ikilisi, Sreensath'a da teşekkürlerini sunarak, oyun yetersiz ışık nedeniyle bir kez daha durana kadar takımı 61'e taşıdılar. Aradan sonra ortalık, aktivitelerini geliştirdi ve Güney Afrika 100'ü geçmeyi başardı. Sreensath'tan gelen karşı zıplayan bir topa yeteri kadar özen göstermeyen Amla, 50'sini tamamladıktan hemen sonra devre dışı kaldı. Aslında birkaç pozisyonda şansı yaver giden Amla, bunu hak etmişti. Yine de 125/3'e çay arasına giden Güney Afrika, fena bir iş başarmış sayılmazdı.

Son seansta Harhbajan Singh'i de atışlarda kullanmaya başlayan Hindistan, Kallis'in öne çıktığı Kallis-De Villiers ikilisine karşı kısıtlayıcıydı fakat Kallis-Sharma eşleşmeleri hep Güney Afrikalı batsmanın lehine ilerliyordu. Nihayet Sreensath bekleyişi sonlandırdı ve bu ikilinin de 50'yi geçmesinden sonra AB De Villiers'ı dışarı gönderdi. Ardından pek çok tehlike yaşasa da wicket kaybetmeyen Güney Afrika, günü 232/4'le kapattı. Bu stadyumda iyi bir ortalamaya sahip olan Kallis de istatistik bilminin yüzünü kara çıkarmadı.

The Ashes: Avustralya-İngiltere, 5.Test, 03-07 Ocak 2011, SCG, Sydney

Avustralya: Krallık çöktü ve Ashes İngiltere’ye geri gidiyor. 24 yıl sonra bir kez daha dibe vuran Avustralya kriketi tekrar şanlı günlerine geri dönebilir mi, yoksa 80’lerin West Indies’i gibi dağılıp sıradan bir takım mı olurlar? Bu konu ileride çok tartışılacak kuşkusuz ama bir gerçek var ki artık takımda bazı isimlerin gitmesi ve yerine yeni oyuncuların bulunması lazım. Ateş hattındaki en büyük isim Ricky Ponting sakatlığı nedeniyle kadroda yok, kaptanlığı Michael Clarke üstlenecek. Ponting’in yerine Usman Khawaja oynayacak ve ülkesini temsil eden ilk Müslüman oyuncu olacak. Yeni bir başlangıçta denenecek ikinci isim ise Perth’te kadroya alındığından beri tartışılan ve merakla beklenen offspinner Michael Beer. Ryan Harris’in sakatlığı ve Sydney’de mutlak spinner oynatmanın gerekliliği sayesinde Beer beklediği şansı sonunda bulacak. Görüldüğü gibi Ashes gitmiş olabilir ancak Avustralya için maçın değişik anlamları var ve seriyi eşitleyip en azından ilerisi için bazı olumlu adımlar atmayı hedefleyecekler.

Muhtemel Kadro: Phillip Hughes, Shane Watson, Usman Khawaja, Michael Clarke, Michael Hussey, Steven Smith, Brad Haddin, Michael Beer, Mitchell Johnson, Peter Siddle, Ben Hilfenhaus

İngiltere: Elde edilen tarihi başarıdan sonra sonuna dek hak ettiği kutlamayı yapan ve Kraliçe tarafından seneye onurlandırılmaları kesin olan İngiliz oyuncular maçı ciddiye aldıklarını ve galip gelerek seriyi de galip kapamak istediklerini söyleseler de ne kadar maça konsantre olabilirler? Genelde böyle maçlarda İngiltere’nin kazanması beklenmez ancak İngiltere Avustralya karşısında o kadar üstün ki, yarım kapasiteyle oynasalar bile galibiyete ulaşabilirler. Takım olarak Ashes serisine ne kadar hazır oldukları zaten Melbourne’de Chris Tremlett ve Tim Bresnan’ın performanslarından belliydi. Yine iyi bir takım performansı yansıtmaları prestij açısından önemli. Eğer ICC Test sıralamasında birinci olmayı hedefliyorlarsa böyle maçları da kazanmaları gerek. Melbourne’deki kadrodan farklı bir kadro ile sahaya çıkmaları beklenmiyor. Bu seride oynama şansı bulamayan taraftarların sevgilisi sol elli spinner Monty Panesar’ın Graeme Swann ile birlikte oynatılması sürpriz bir hamle olabilir.

Muhtemel Kadro: Andrew Strauss, Alastair Cook, Jonathan Trott, Kevin Pietersen, Paul Collingwood, Ian Bell, Matt Prior, Graeme Swann, Chris Tremlett, James Anderson, Tim Bresnan

Sydney Cricket Ground, Sydney: Geleneksel olarak Avustralya’da her yeni yılın ilk Test maçına ev sahipliği yapan SCG, Avustralya’nın en güzel kriket stadlarından biri. Özellikle 1896’da yapılan ve sadece kadın üyelere açık olan kadınlar tribünü SCG’nin bana kalırsa en ilginç özelliği.Avustralya son olarak burada 2003’te Ashes serisinin son maçında İngiltere’ye yenildi. (Avustralya seriyi kazanmayı maçtan önce garantilemişti) 2004’te Hindistan ile alınan beraberlikten beri Avustralya burada oynadığı tüm maçları kazandı. Burası daha çok spin bowlerlar için bir cennet kabul ediliyor, Avustralya Shane Warne zamanında çoğunlukla burada iki spinner birden kullanırdı. Konuk ekipler genelde tek spinner kullanmayı tercih ediyorlar. Genelde 5 gün dayanan ve hem vurucu hem atıcılara eşit avantaj sağlayan wicket sayesine kura atışını kazanmak kritik öneme sahip değil. İlk günün ilk saatleri hariç maç boyunca yağmur beklenmiyor.

Bir Sezon Böyle Geçti

2010 biterken geride kalan kriket sezonuna şöyle bir bakmak, her sporsever gibi bizlerin de boynunun borcu diye düşündük Okcan Basat'la beraber ve neler olup bitti, özetlemek istedik. İşte dilimiz döndüğünce hazırladığımız, krikette bu sezon yankı uyandıran vakalar:

Twenty20 Dünya Kupası

En son 2004'te Champions Trophy finali oynamış İngiltere için, hoş bir zaferdi West Indies'de kazanılan. Kaptan Paul Collingwood ve turnuvanın en değerli oyuncusu Kevin Pietersen önderliğindeki İngiltere, finalde Avustralya'yı yenerek, geçtiğimiz günlerde kazandığı Ashes zaferinin provasını mı yapıyordu acaba?

Bir Numara Hindistan

Şubat'taki Güney Afrika testlerinin ilkinde ağır bir yenilgi alan Hindistan, ikinci mücadelede harika bir geri dönüş gösterdi ve Test ülkeleri arasında 1 numaraya yükseldi. Her ne kadar Uluslarası Kriket Kurulu(ICC)'nin sıralaması, teori ve metot anlamında çok tartışılsa da Hindistan, Avustralya'yı ağırladığı Border-Gavaskar Kupası'nda gücünü kanıtladı. Şu sıralar Güney Afrika'da, yeni bir test serisi zaferi peşindeler ama önlerinde, bir numaradaki yerlerini korumalarını zorlaştıracak bir maraton var.

IPL 2010

Hindistan'ın yüksek ücretli kriket turnuvası IPL, bu sezon üçüncü kez düzenlendi. Sourav Ganguly, Shane Warne, Anıl Kumble, Sachin Tendulkar gibi yıldızların sahne aldığı büyük mücadelenin galibi, pek de favori gösterilmeyen Chennai Super Kings oldu. Yalnız turnuvadan çok, organizasyonun kurucusu ve başındaki adamı Lalit Modi'nin koltuğundan edilmesi konuşuldu tüm dünyada. İddialara göre 'devrik lider Modi, bazı takımların lige katılması vb konularda siyaseti devreye sokmuştu. Kendisine yolsuzluk, usülsüzlük yaptığına dair suçlamalar yöneltilen Modi, en azından bir süreliğine imparatorluğuna, gücüne ve nüfuzuna veda etmek zorunda kaldı.

Küçüklerin Başarıları

Biraz da Politik konular yüzünden test ülkeleri statüsünü kaybeden Zimbabwe, özellikle bazı Twenty20 ve ODI maçlarında dikkat çekici sonuçlar aldı. Bunlar arasında en önemlisi, Mayıs Ayı'nda evsahipliği yaptığı Üçgen Serilerde geldi. Hindistan ve Sri Lanka gibi, subcontinent'ın çok önemli iki ODI takımını ağırlayan Zimbabwe, Twenty20 Dünya Kupası'ndan kalbi kırık ayırlan Hindistan'ı saf dışı bırakıp Sri Lanka'nın finaldeki rakibi oldu. Zimbabwe'deki bu kıpırdanma, elbetteki kriket rekabeti açısından önemli bir gelişmeydi.

Test ülkeleri arasındaki en zayıf halka olarak gözüken Bangladeş de bu sezon adeta tarih yazdı. Twenty20 Dünya Kupası'ndan galibiyetsiz dönen ekip, ilk ışığı İngiltere'ye karşı deplasmanda oynanan Test ve ODI serilerinde yakmıştı. Özellikle 2. Testte Tamim İkbal'i alkışlayan İngilizler, 2. tek günlük maçında tüm Bangladeş'i alkışlamak zorunda kalmışlardı; zira Güney Asyalılar, İngiltere karşısında, tarihteki ilk galibiyetlerini almışlardı. Bundan sonra evinde Yeni Zelanda'yı ağırlayan Bangladeş, rakibinin kötü bir durumda olmasından en iyi şekilde faydalanadı ve tarihinde ilk kez üst düzey bir ülkeye karşı, bir seri kazanmayı başardı. Üstelik bunu yaparken, rakibine maç bile vermedi.

Pakistan ve Şike Skandalı

Kriket dünyasının en tartışmalı takımlarından biri olan Pakistan, bu seneyi de bolca spekülasyon, dedikodu, kendi içindeki hesaplaşmalar ve tüm dünyaca kınanmakla geçirdi. Tüm bunlar olurken sportif başarılarla şaşırtmayı da ihmal etmedi. Geçen sezonki kötü sonuçlardan sonra bir dolu yıldızını kah sebepsiz yere kah gerekçeli olarak kızağa çeken ekip, eli sıkıştıkça bu oyuncuları affetti. Sonuçta Shoab Malik, Muhammed Yusuf, Shoaib Akhtar ve en son da Younis Khan, sezonun bir yerinde takıma döndü. Bunun sebebi, biraz da mecburiyetti. Bu
yaz İngiltere'ye konuk olunan Testlerde, belki de Güney Afrika kaptanı Hansie Cronje'nin başı çektiği şike skandalından sonraki en büyük şike skandalı patlak verdi. Günlerce konuşulan olayın ardından, bahis mafyasından-bir aracı vasıtasıyla-para kabul ettiği ve oyunun bazı bölümlerini bilerek etkilediği rivayet edilen oyuncular Salman But-Muhammed Asif-Muhammed Amir üçlüsü halen krikete dönebilmiş değil. Durumları da belirsiz fakat Britanya merkezli News of the World gazetesinin elde ettiği ses kayıtları, hukuk karşısında tam anlamıyla bir ispat niteliği de kazanmadı. Tüm bu karmaşada İngiltere'ye karşı kazanılan Test ve ODI zaferleri, Avustralya'ya karşı, Twenty20 Dünya Kupası'nda, 'Hussey vakası'yla kaybedilen yarı finalin ardından gelen galibiyetler, Güney Afrika'ya kolay teslim olunmaması da Pakistan'ın ülke olarak kriket yeteneğini ortaya koydu. Elbette bu yazki İngiltere fatihi oyunculardan Zulqarnain Haider'in Dubai'de takımdan kaçıp, İngiltere'ye sığınması ve mafyadan tehdit aldığı için uluslarası kriketi bıraktığını açıklaması, ülkenin yüzünü kızartan gelişmelerdi.

Şampiyonlar Ligi

Bu yıl sonbaharda düzenlenen ve Güney Afrika'nın evsahipliği yaptığı Şampiyonlar Ligi' nde zafer, IPL şampiyonu Chennai Super Kings'in oldu. Matthew Hayden, Micheal Hussey gibi Avustralyalılarla, Hindistan kaptanı Dhoni, Murali Vijay ya da Suresh Raina gibi genç batsmanları barındıran kulüp, biraz da şansının yardımıyla, Güney Afrika şampiyonu Chevrolet Warriors'u devirdi ve 2.kez düzenlenen organizasyonun ilk Hindistanlı şampiyonu oldu. West Indies'den Guyana, en zayıf halka unvanını aldı, evsahiplerinden Highveld Lions ve Yeni Zelanda'dan Central District Stags erken elenmelerine karşın alkışlandı. Avustralya takımlarından Victoria gruplarda, South Australia'ysa yarı finalde elendi. Tendulkar'lı Mumbai Indians'la Anıl Kumble'li Bangalore hayal kırıklığıyla döndüler Güney Afrika'dan. Sri Lankalı Wayamba'ysa geçen seneden farksız, tatsız ve tuzsuzdu.


The Ashes ve Avustralya Spin Problemi

Herkes Avustralya'nın zorlanacağını bekliyordu ve İngiltere'nin tam 24 yıl sonra Ashes zaferini koruyacağını kimse rahat rahat söyleyemezdi. Halen bir maçı daha bulunan seride İngiltere, durumu 2-1'e getirmeyi başardı. Psikolojik hazırlığı çok önceden başlayan geleneksel Ashes'dan önce, Avustralya Ricky Ponting '5-0' yenmemiz bile mümkün demişti. Şimdi kaptanlıktaki geleceği oldukça karanlık. Yerine düşünülen Micheal Clarke da eleştirileri tam olarak göğüsleyebilmiş değil. Bunların arasında, Okcan Basat'ın son derece doğru tespitlerle blogumuzda kaleme aldığı 'Spin Sorunu', sonunda 41 yaşındaki falsolu atış kralı Shane Warne'un 3 yıllık emekliliğini bitirip, geri dönmesi ihtimalini gündeme getirdi. Bu seneki Ashes'ın sonunda geldiğimizde İngiltere zafer sarhoşluğunu yaşarken, Avustralya, kriketteki imparatorluğunun çatırdağını üzülerek kabul etmek zorunda kaldı.

Onların Vedaları

2010 her ne kadar keyifli maçlarla, güzel anılarla hatırlansa da özellikle iki büyük oyuncunun iç burkucu ama gururlu vedalarına sahne oldu. Shane Warne ve Anıl Kumble'yle birlikte, falsolu atış konusunda kriket tarihinde çığır açan Muttiah Muralitharan, Hollywood filmlerini aratmayacak bir senaryoyla, son test maçında ve son topunda 800. wicketını alıp, bu barajı geçen ilk adam olmanın onurunu yaşadı. Üstelik önümüzdeki dönemde, bu büyük rekora ulaşabilecek pek ciddi aday da ufukta gözükmüyor. Tabi akabinde de Sri Lanka'da Hindistan'ı mağlup etti. Tarihte hep atış stiliyle de tartışma konusu olan ve Avustralya ve İngilizlerden 'hilebaz' yakıştırmalarını alan Murali, test dünyasında veda etti;fakat Sri Lanka'nın evsahiplerinden biri olacağı 2011 Dünya Kupası'nda oynaması bekleniyor.

Tabi fazla seçme şansı olmayanlar arasında, ilk sırada Freddie 'Bloody 'Flintoff gelmekte. Ne yazıkki 2005 ve 2009 Ashes kahramanı allrounder, dizinden yaşadığı sakatlıkları yenemedi. Herkes onu, İngiltere formasıyla Dünya Kupası'nda görmeyi hayal ediyordu ama Andrew Flintoff, üzülerek de olsa vedasını açıklamak zorunda kaldı. İngiltere'yle Twenty20 Dünya Kupası'nı kaldıran Ryan Sidebottom da, büyük Güney Afrikalı hakem Rudi Koertzen gibi, emekliliğini ilan edenler arasındaydı.

Biraz Politika ve Son Söz

Bunların dışında, ICC'deki başkan değişikliğiyle Hindistanlı Sharad Pawar, görevi iki yıllığına devralırken, 2 yıllk ikinci başkanlık döneminden sonra başkanlığa yükseltilecek olan kişiyi seçmekte çok zorlanıldı. Avustralya, eski başbakanı John Howard'ı önerdi ama Asyalı ve Afrikalıların karşı çıkmasıyla, önce John Anderson ismi üzerinde duruldu, ardından da Yeni Zelanda Kriket Kurulu'nın eski başkanı Alan Isaac'da karar kılındı. ICC'nin önümüzdeki yılki öncelikleri arasında, kriketin yaygınlaşmasını sağlayıp popülerleşmesine yardım edecek kurallar üzerine çalışmak var. Özellikle 'Future Tours' ismi verilen ve kriketin geleceğini yakından ilgilendiren özel programın nasıl işleyeceğini biz kriketseverler de merakla bekliyoruz.

2010 biterken Caught&Bowled yazarları olarak bizler de, bugüne dek hem Eurosport2'deki yayınlarımıza hem de yazılarımıza yorumlarıyla katkı, bizlere destek verenlere teşekkür etmek isteriz. 2011'de, daha da doyurucu ve ilginç yazılarla karşınızda olmak dileğiyle.

Not: Burada ayrıntılı olarak değinilmeyen ancak yazı içerisinde bahsedilen hemen her konuya, eski blog yazılarımızda değinilmiştir.

1 Ocak 2011 Cumartesi

Test Serisi, 3. Maç, Güney Afrika-Hindistan, Cape Town

Aslında Durban'da, bu serinin sonucu belli olabilirdi. Ne var ki Hindistan'ın şansı pek çok anda yaver gitti. Yine de Sharma'nın parmak ucuyla dokunup Kallis'i runout etmesi ya da ikinci devrede Güney Afrikalıların tartışmalı kararlarla oyun dışı kalması gibi faktörler, Zaheer Khan'ın hem hücum hem de savunmadaki performansını gölgelememeli. Sonuçta serilere denge geldi ve Testlerin bir numarası, subcontitent dışındaki turuna çok iyi bir başlangıç yapma fırsatını yakaladı.

Hindistan: Takım, kaptan Dhoni'nin ilk maçtaki yenilgiden sonra dillendirdiği problemleri kısmen çözmüş gibi gözüktü Durban'da. Özellikle atışlarda Sreensath ve Sharma'nın wicket alma adına verdiği destek, sonucu beraberinde getirdi. Ne var ki Sreensath, bana kalırsa halen dağınık bir atıcı ve takıma getiri-götürüsü yer ve koşullara göre çok değişebiliyor. Sharma'ysa şanssız olarak nitelendirilmişti fakat özellikle pek çok defalar rakibe ekstra vermekten geri durmadı. İkilinin Zaheer Khan'a destek çıkıp çıkamayacağı merak konusu. İlk günlerden sonra öne çıkması beklenenen falsolu atış performansı konusunda Harbhajan, elbetteki Güney Afrikalı meslektaşı Harris'le karşılaştırıldığında daha ağır basıyor. Üstelik Gautam Gambhir'in sakatlığı da geçtiği için, emaneten Murali Vijay'e bıraktığı Test şapkasını geri alacak, bu da Hindistan'ın hücumdaki elini kuvvetlendirecektir. Avustralya Testlerinden ve ardından Güney Afrika'da elde edilen galibiyet, takımın kendine olan güvenini çok güçlendirdi ve moral avantajı da Hindistan'da diyebiliriz.

Muhtemel Kadro:1 Gautam Gambhir, 2 Virender Sehwag, 3 Rahul Dravid, 4 Sachin Tendulkar, 5 VVS Laxman, 6 Cheteshwar Pujara, 7 MS Dhoni (k & wk), 8 Harbhajan Singh, 9 Zaheer Khan, 10 Ishant Sharma, 11 Sreesanth

Güney Afrika: Durban'daki seken toplar, onların da aleyhine işledi ve para atışındaki avantaja rağmen, beklenmeyen vurucu kayıpları, son güne dahi maçı kazanmaya yakın giren evsahibini mağlubiyetle yüzleştirdi. Hızlı atıcılardan tartışılan Lonwabo Tsotsobe, Durban'da başarılı sayılırdı, bu yüzden de onun yerine düşünülen Wayne Parnell'in forma alması beklenmiyor. Eğer Durban'daki ikinci devreler olmasaydı, Ashwell Prince yerini JP Duminy'e bırakabilirdi fakat kadroda zaten 12. adamın Ryan Mclaren olması, bu ihtimali yok etti. Paul Harris, Durban'da istediği ortamı bulamamıştı ve serileri olumlu bitirmesi için ileriki günlerde güzel fırsatlar bulabileceğinden bahsediliyor. Ayrıca ortalıkta istatistikler var ve Güney Afrika Cape Town'da, kriket dünyasına yeniden kabul edildikten sonra Avustralya'ya dışında kimseye yenilmedi. Yine Güney Afrikalı Jacques Kallis'in, burada 60'ı aşan bir devre ortalaması var ve Durban'daki kadar katkısız olması, geçmişe bakarak beklenemez.

Muhtemel Kadro: 1 Graeme Smith (k), 2 Alviro Petersen, 3 Hashim Amla, 4 Jacques Kallis, 5 AB de Villiers, 6 Ashwell Prince, 7 Mark Boucher (wk), 8 Paul Harris, 9 Morne Morkel, 10 Dale Steyn, 11 Lonwabo Tsotsobe

Newlands: Daha çok vuruculara avantaj sağlayabileceği öngörülen Cape Town wicketının ilerleyen günlerde kavisli atıcılara wicketlar kazandırabileceği de düşünülüyor. Hava rapolarıysa yarın için %30'luk bir yağmur ihtimaline işaret ediyor fakat Pazartesi'den itibaren güneşin kendisini göstereceğini söylüyor.