10 Kasım 2010 Çarşamba

Avustralya ve Spin Bowling Sorunu - Bölüm 2

Spin bowling’in altın çağını yaşadığı 2. Dünya Savaşı öncesi dönemden sonra modern kriket dünyasında özellikle 70’li yıllardan itibaren West Indies’in önderliği ele almasından sonra spin bowling’in önemi azalmaya başladı. West Indies’in o dönemki efsane hızlı atıcılarının rakip vuruculara karşı kurduğu büyük üstünlük sonrası hızlı atıcıların önemi belirginleşti. Özellikle hızlı atıcıların tekniklerini geliştirmeleri sonrasında wicket almak artık daha kolaylaştığından spin bowlerlar daha çok hızlı atıcıları dinlendirmek için inningin orta bölümünde atışlar yapıyor ve maç kazanabilecek kapasitede olmayan spin bowlerlar daha kendilerini gösteremeden Test dünyasından siliniyordu. Böylece spin bowling daha çok nemin yüksek olduğu, sezon içinde çok yağmur alan ve dolayısıyla kriket alanlarındaki wicketların da buna göre şekillendiği Güney Asya ülkeleri dışında bir kriket sanatı olmaktan çıktı.
1980’lerin ikinci yarısı ve 1990’lardan itibaren ise işler biraz daha tersine dönmeye başladı. Hızlı atıcıların dominasyonu halen devam etmesine rağmen spinnerlar da kendilerini geliştirmeye başladılar. Artık wicketın karakterinin yardımı olmaksızın her tür kriket alanında wicket almak yönünde kendilerini geliştirmeye başlayan spinnerlar daha farklı varyasyonlara sahip olmaya ve rakip vurucuları çaresiz bırakmaya başladılar. Zaten birçok önemli spin bowlerın Test sahnesinde parladığı dönem da 1990 ve sonrası olmuştur. Bu dönemin başında ilk olarak 1992 yılında Test maçına çıkan efsane oyuncu Shane Warne’ın etkinliği ve becerisi tüm dünyada olduğu gibi ülkesi Avustralya’da da spin bowling’in gelişmesine ön ayak oldu.
Spin bowling ve tarihsel gelişimi üzerine küçük bir girişten sonra Avustralya’da Warne’dan sonra neden spin bowler yetişmiyor sorusu üzerine oluşturduğumuz bu özel dosyanın ilk bölümünde geçen hafta Avustralya’nın elindeki spin bowlerları ve istatistiklerini kısaca değerlendirip Test oynama ihtimalleri üzerine fikir belirtmiştik. Öncelikle şunu belirtmekte fayda var. Bir hızlı atıcı gençliği, boyu gibi bazı fiziksel özellikleri sayesinde kendine avantaj sağlayabilir ve iyi bir hızlı atıcı olmak için gerekli keskinliği ve topa falso verme becerisini erken dönemde geliştirebilirken aynı durum bir spin bowler için geçerli değil. Bir spin bowler için ilk kazanılması gereken özellik topa falso verebilme yeteneğidir. Daha sonra yavaş yavaş kontrolü geliştirmek gerekir. Ancak bu iki özelliği bir arada iyi bir seviyeye getirip en azından first class maç oynayacak düzeye gelmeniz en az 5 sene süren bir süreç olduğundan bir spinnerın olgunlaşması da ilerleyen yaşlarda oluyor. Aynı zamanda bir spinnerın her tür wicketta etkin olabilmesi ise çok üst düzey oyuncular haricinde fazla görülmeyen bir beceri.
Avustralya’nın 2. Dünya Savaşı sonrası dönemde neredeyse her 10-15 yılda bir dünya çapında bir spin bowler yetiştirdiğini görüyoruz. İlk olarak leg break’in en iyilerinden bir olan Richie Benaud dönminin en iyi spin bowlerı olarak ün yapmış ve ondan sonra da Ashley Mallett bayrağı devralıp 1980’e kadar taşıdı. Sonraki on yıl daha önce de belirttiğim gibi hızlı atıcıların devri oldu, 1992’den itibaren de Avustralya dünyada çok az bulunabilecek bir şansla aynı dönemde dünya çapında 2 leg break atıcısı Shane Warne ve Stuart MacGill ile 2008’e kadar geldi.
Bundan sonra yeni bir oyuncu yetiştirmeyen Avustralya’da sorunun en büyük kaynaklarından birisi genelde first class ve Test maçları oynanan wicketların spin bowling için uyumsuz olması. Daha çok çim içeren düz wicketlar hızlı atıcılar için bir av sahası olurken wicketların da kaliteli olması oyunun ilerleyen günlerinde çatlakların oluşup spin bowlerlara uygun bir zemin oluşmasını engelliyor. Özellikle Perth’teki WACA ve Melbourne’deki Junction Oval spinnerlar için tam bir kabus. Brisbane’deki Gabba hızlı atıcıların cennetiyken Hobart’ta ve Adelaide’de bulunan sahalar ise daha çok vurucuların cenneti olarak biliniyor. BU durumda spin bowling için en iyi yer olarak Sydney’deki SCG kalırken biraz da Melbourne’da MCG spin için uygun sayılabilir. Zaten bugün bir başka bir eyalette azıcık sivrilen bir spin bowler New South Wales eyaletine yerleşip NSW’yi temsil etmenin hayalini kuruyor. Bütün bu gerçeklerin ışığında artık eyalet takımları da first class maçlarda genelde ya hiç spin bowler kullanmayıp gerekli dönemlerde part time spin bowling yapan all rounderları kullanıyor ya da spinner kullandığında ona yeterli over ve süre vermeyip sadece hızlı atıcıları dinlendirmek veya son çare olarak denemek yolunu seçiyorlar. Böylece rakip vurucular tarafından kolay hedef haline gelen spinnerlar çok fazla koşu verdiklerinde de buldukları şansı değerlendiremedikleri kabul edilip terk ediliyorlar. Bunu da en son örneklerini bir önceki yazımızda bahsettiğimiz Cullen Bailey, Beau Casson ve Aaron Heal vakalarında görüyoruz.
İyi bir altyapı sistemi ve ve first class turnuvası olan Avustralya’da bu kadar spin bowler sorununun yaşanması, kriket dünyasında önemli isimleri ve Cricket Australia’yı çözüm arayışına ittiyse de şu ana kadar yapılabilen en somut öneri eyalet takımlarının antrenörlerini ve kaptanlarını spin bowlerlar konusunda cesaretlendirmek oldu. Böylece uzman spinnerların daha çok süre alıp daha fazla şans bulacağını umanlar ise şu an aslında bu uyarı ve cesaretlendirmelerin hiçbir şeyi değiştirmediğini fark ettiler. Her yıl sezon dışı dönemde ilerisi için umut vaat eden oyuncuların eğitim gördüğü centre of excellence da geçmişin ünlü spinnerlarının özel dersleri eyalet takımlarının değişmeyen tutumu nedeniyle boşa gitmekte. Bazı otoriteler ODI’lerde atıcılara uygulanan limitlerin first class maçlarında spinnerlar için uygulanması ve bir spin bowler oynatma ve minimum bir over sayısı atış yaptırma zorunluluğu gibi teoride mümkün ama pratikte uygulanması zor önerilerde bulunuyorlar. Ben ise biraz daha radikal önerilerde bulunup zaman zaman oyuncuların özellikle subcontinent’ta (Hindistan, Pakistan, Sri Lanka ve Bangladeş) first class maçları oynamaları yönünde cesaretlendirilmelerini ortaya atıyorum. Bu konuda aslında Hindistan’da bulunan spin academy’e zaman zaman Avustralya’daki oyuncular çalışmak için gidiyorlar ama antrenman ayrı, maç oynayıp tecrübe kazanmak ayrı bir olay. Bu konuda Avustralyalı oyuncular biraz daha inisiyatif kullanıp maddiyatı ikinci plana atabilirlerse başka bir perspektiften bakıp oyunlarını geliştirme şansı bulabilirler.

9 Kasım 2010 Salı

ODI Serisi 5. Maç: Pakistan 260 Güney Afrika 317/5 Güney Afrika 57 koşu farkla kazandı

Pakistan 260(Akmal 60, Hafeez 59, Kallis 3/30, Peterson 3/42) Güney Afrika 317 (Kallis 83,Amla 62, De Villiers 51,Afridi 2/59)

Seri sonucu: Güney Afrika 3-2 Pakistan

Pakistan'ın serilerin son maçını izlenmez hale getirmesiyle ilk defa karşılaşmıyoruz. Zulqarnain'in takımda yer almayışı (bkz Zulqarnain'in kaçışı), Umar Akmal'ın- sakatlığı tam da zamanında bitti- wicketkeeper boşluğunu doldurmasıyla sonlandırmştı. Bunun dışında, yine baştaki vurucu ekiple oynanmış, Muhammed Yusuf, Yunis Khan'la birlikte 3 ve 4. sıralarda hücum etmek üzere yerini almıştı. Bir önceki akşam otele geç geldiği için para cezasına çarptırılan Shahzaib Hasan'sa, devre açıcı görevini üstelenecekti.

Belki de yanlış yerden başladık. Para atışını kazanan takım Güney Afrika oldu. Onlarda da değişiklikler vardı. Mesela kenarına kadar gelip de galibiyete ulaşılamayan maçlardan birinde istemeden de olsa günah keçilerinden biri olan Wayne Parnell yerini Tsotsobe'ye bırakmıştı. Yine hızlı atıcılardan Rusty Theron oynamazken Robin Petersen serinin bu son maçında oynuyordu. Hücum yapmayı seçen Güney Afrika'da günün kahramanı kesinlikle Jacques Kallis'ti.

Gelenekselleşen açılış, para atışının ardından Shoaib Akhar'ın, Hashim Amla'ya DÖRT'ler vermesiyle tamamlanmış oldu. 5. overa kadar rakibi epey hırpalayan Smith-Amla ikilisinden kaptan Smith oyun dışına çıkarken durum 37/1'e gelmişti. Yerine Jacques Kallis girdi. Sıra, Pakistan'ın asıl farkı yarattığı, Muhammed Hafeez, Shahid Afridi ve Abdur Rehman'la falsolu atışlar yaptığı bölümlere gelirken, belki de Güney Afrika'daki tek büyük değişiklik Kallis'ti. Deneyimli allrounder, Amla'nın 61'inden ve hücum koşusu almanın kısıtlanmaya başladığı dakikalardan sonra  yanına aldığı AB de Villiers'le beraber, Pakistan'a serileri kaybettirecek sonu hazırladı. Pakistan wicket almakta zorlandığını fark ettiği anlarda, leg break atması için Younis Khan'ı da, diğer maçlardan farklı olmakla birlikte, savunmada kullandı.

Colin Ingram, ODI formasına yavaş yavaş alışmaya başladığını gösteren oyunlar ortaya koydu bu seride hep. Fakat son dönemde Hindistan'lı Suresh Raina'nınkine benzer maçlar çıkarıyor. Ya 50'ye gitmeye kalkıyor, ya da ilk birkaç topta dışarıda kalıyor. Bugün ikinci olasılık gerçekleşti. Muhammed Hafeez'la, Pakistan 3 overda 3 wicket aldı ve Güney Afrika'nın avantajlı olacağı powerplay'e moralli girdi. Son 5 overa kadar Shahid Afridi ve Muhammed Hafeez'ı adeta geçiştiren JP Duminy ve Johan Botha, powerplay'de coştu. Tam aradığı ortamı bulan Duminy, Shoaib Akhtar'ı adeta dağıttıktan sonra, neredeyse Twenty20 maçlarının son 5 overını oynar gibi oynadı ve 41 topta 59 yapıp, Güney Afrika'yı nihayet 317'ye ulaştırdı.

Pakistan için hücum oynadığı ikinci yarıda, zorunlu powerplay kısmı kayıpsız ve 27 koşu alınarak atlatılmıştı. Tam da bu sıralarda, Zulqarnain Haider'in Londra'da görüldüğü haberi yayılıyordu. Güney Afrika, ilk 10 overda wicket alamamanın sıkıntısını iyice hissetmeye başlamışken, devreye, ilk yarının kahramanlarından Jacques Kallis girdi ve ilk wicketı aldı, ardından da Younis Khan'ı çıkardı. İki over daha ve Muhammed Yusuf da dışarıda: Üç kısa top ve üç wicket birden. Kallis nasıl bir allrounder olduğunu bir kez daha göstermişti. Shahid Afridi ve Umar Akmal, yeni bir ortaklık başlatsalar da Robin Petersen, belki de serilerindeki en iyi performansını gösterdiği maçta kaptanı dışarı alan atışı yaptı. Sonrasında dikkate değer belki de son nokta, bu sezonnu en formda oyuncularından Umar Akmal'ın uzun süre oynadıktan sonra maçı 60'la tamamlamasıydı. Fakat bu kez bir Pakistan mucizesi yoktu. Güney Afrika rahat bir galibiyetle, Birleşik Arap Emirlikleri'nde gerçekleşen serinin 5 maçlık serinin galibi oldu.

8 Kasım 2010 Pazartesi

Pakistan&Bahis: Zulqarnain'in kaçışı

Nasıl bir başlık atacağımı bilemedim doğrusu. Şöyle başlamak gerekir: Yaklaşık 1 saat önce Okcan Basat'la telefonda konuştuk; 'Zulqarnain nerede biliyor musun?' diye sordu. Hakikaten neredeydi? Bulduğum ilk bilgisayardan duruma şöyle bir bakınca, Pakistan'ın da bu soruyu kendisine ve hatta Dubai polisine sorduğunu öğrenip  yeni bir trajedi(?) veya komedinin başında olduğumuzu anladım.

Herhalde şu son dönemde yaşananlar bir film çekilecek kadar ilginç hikayeler barındırıyor. Pakistan takımında son dönemde bir çok oyuncunun gerekçe gösterilmeden sürgüne gönderildiğini, sonra geri çağırıldığını, şike skandallarıyla, gizli kasetlerle gündeme geldiğini görmüştük. Olayların yeni halkası, yeni Test oyuncularından Zulqarnain Haider'in 'kaçması' oldu. İngiliz medyasından internete yansıyan pek çok habere göre İngiltere testlerinde dikkat çeken wicketkeeperın, bugünkü 5.ODI maçından saatler önce, takımın bulunduğu otelden ayrılmış olduğu anlaşıldı. Sonrasında gelen bir başka rapora göre de Haider, İngiltere'ye uçmak üzere, Dubai Hava Limanında görüldü. Haider'in facebook sayfasına, 'Pakistan kriketini terk ediyorum, çünkü son maçta bir adamdan maçı kaybetmemi isteyen kötü bir  mesaj aldım' diye statü düşmüş. Söz konusu 4.ODI'da Pakistan, son anlarda Wahab Riaz ve Haider'in başarılı oyunlarıyla galibiyete ulaşmıştı.

Bu olay nereye gidecek hep birlikte göreceğiz fakat Zulqarnain Haider'in birilerinden, bir şeylerden kaçtığı açık. Daha da önemlisi, 'Pakistan kriketini terk ediyorum' cümlesi. Acaba Pakistan kriket kurulundan ya da takımın içerisindeki birinden ulaştırılan bir tehdit mi var? Zaten Haider'in kardeşi de, bazı tehditler aldıklarını doğrulamıştı. Olayla ilgili küçük notu, şöyle bitirelim. Benim hatırladığım kadarıyla,yakın zamanda, bahis skandalında adı geçen oyuncuların da, zaman zaman İngiltere'ye taşınmayı kafalarının bir kenarına koyduklarına dair haberler, internet ortamında dolaşıyordu.

Hindistan-Yeni Zelanda, 1.Test, 5.Gün, Hindistan 487&266, Yeni Zelanda 459&22/1, Maç Berabere Bitti

Hindistan 487 (Sehwag 173, Dravid 104, Vettori 4/118) & 266 (Harbhajan Singh 115, Laxman 91, Martin 5/63), Yeni Zelanda 459 (Williamson 131, Ryder 103, Ojha 4/107) & 22/1 (McCullum 11*, Watling 2*, Z.Khan 1/7)

Beşinci güne iki takımdan birinin galip gelme şansı az olmasına rağmen umutla giren Yeni Zelanda erken wicket bulabilmek için çok bastırmasına rağmen Bennett’in sakatlığında uzman atıcı sayısının azalması nedeniyle atışlarında etkili olamadı. Ahmedabad’da dün Chris Martin’in muhteşem performansının wickettan kaynaklı olmadığı da bugün ortaya çıktı. Vurucular için koşu yapmanın kolay olduğu wicketta Yen Zelanda çok zorlasa da Hint vurucuların sopasına çarpan toplar hep kendi alan oyuncularının önünde yere çarpınca wicket alamadılar. Yemek arasına gidildiğinde VVS Laxman ve Harbhajan Singh 823 koşu daha almış ve maçın beraberlikle bitmesi normal şartlarda garantilenmişti.
Yemekten sonra sıkıcı giden maça renk katan kişi verdiği 2 yanlış leg before wicket kararıyla umpire Steve Davis oldu ve Daniel Vettori arka arkaya iki topta 2 wicket yaparak Laxman ve Zaheer Khan’ı oyun dışında bıraktı. Sonrasında gelen Harbhajan’ın 100 koşusu büyük bir sevinç rüzgarı estirirken daha önce hiçbir Test maçında wicket almamış Ross Taylor’ın Hindistan’ın son 2 wicketını alması ilginç ve eğlenceli bir durumdu. Inningini 266 ile tamamlayan Hindistan’ın kalan sürede maçı kazanması zaten mümkün değildi ama Zaheer Khan yine bir wicket almayı başardı. Kaptanların anlaşmasıyla maç bir saat erken biterken maçın adamı atıcı olarak değil ama vurucu olarak gösterdiği inanılmaz performansla Harbhajan Singh seçildi.
Cuma günü başlayacak ikinci Test öncesi iyi bir oyun ortaya koyan Kane Williamson ve Hamish Bennett’in sakatlıkları Yeni Zelanda cephesinde büyük üzüntü yarattı. Diğer 2 maçta özellikle Williamson’a çok ihtiyacı olan Yeni Zelanda zor durumda kaldı. İlerleyen günlerde kadronun nasıl yapılandırılacağı konusunda konuk ekibin başı çok ağrıyacaktır. Hindistan’da ise herhangi bir kadro değişikliği beklenmiyor.

7 Kasım 2010 Pazar

Hindistan-Yeni Zelanda, 1.Test, 4.Gün, Hindistan 487 & 82/6, Yeni Zelanda 459

Hindistan 487 (Sehwag 173, Dravid 104, Vettori 4/118) & 82/6 (Laxman 34*, Harbahajan Singh 12*, Martin 5/25), Yeni Zelanda 459 (Williamson 131, Ryder 103, Ojha 4/107)

Dördüncü gün hızlıca wkalan wicketları almayı hedefleyen Hint atıcılar karşısında Kane Williamson ve Daniel Vettori yine fazla zorlanmadan koşuları almaya devam ettiler. Dördüncü gün wicketı olmasına rağmen hala bozulmayan ve atıcılara şans tanımayan wicketta iyi işler çıkaran Kane Williamson kariyerinini ilk Test inninginde 100 sayıyı aşmayı başardı. İyi bir kaptanlık örneği gösteremeyen MS Dhoni, dünün başarılı ismi Ojha'yı geç devreye sokunca ardan geçen zamanda özellikle Zaheer Khan ve Harbhajan'ın overlarında iyi koşular alan Williamson ve Vettori ikilisi farkı giderek kapattı. İlk seansın son overında Williamson, Sehwag gibi yorgunluk ve konsantrasyon eksikliğine kurban giderek Ojha'ya maçtaki 3. wicketını alma fırsatını verdi ve yemek arasına 417/6 ile girildi.
İkinci seansta ise Yeni Zelanda'nın vurucu departmanında olmayan derinliği açığa çıkarmaya çalışan Hint atıcılar uzun süre sonra ilk kez bu kadar etkili oldular ve rakiplerinin fazla koşu almasını engellediler. Vettori'nin de çıkışıyla iyice dağılan Yeni Zelanda'nın direnci kırıldı ve 459'da tüm vurucular oyun dışı kaldı. Bu durum maçtan önce ben dahil hiç kimsenin beklemediği bir performans ortaya koyan Yeni Zelanda'nın alkışlanacek bir performans ortaya koyduğu gerçeğini değiştirmedi.
Hindistan ikinci inningine başlarken zaten çok parlak olmayan Yeni Zelanda'nın atıcı departmanı Hamish Bennett'in sakatlığı nedeniyle bugün atış yapamayacak olması haberiyle sarsıldı. Hindistan'ın hızla koşuları alarak maçı kazanmayı zorlayacak bir skoru hedeflediğini bilenler artık Sehwag'ın şov yapma zamanının geldiğini anlamıştı. Fakat çay arası öncesi yaşananları herhalde hiçbir kriketsever rüyasında görse inanmazdı. İlk overe atan Chris Martin 3. topta Gautam Gambhir'i çıkarmayı başardı. Bir sonraki overda ise Sehwag inanılmaz bir biçimde run out oldu. Daha 1 koşu almışken 2 wicket kaybetmiş olan Hindistan'ın felaketi daha yeni başlıyordu. Run out ile morali iyice bozulan Hindistan'da Martin'in 2. kurbanı Rahul Dravid oldu ve çay arasına girildiğinde skorborda bakan herkes Hindistan'ın aldığı koşu sayısının 2 ve kaybettiği wicket sayısının 3 olduğunu gördü.
Sessizliğe bürünen Ahmedabad'da güvenilen isimlerin varlığı biraz olsun ümit verirken çay arasından sonra girilen son seansta Martin show devam etti. Önce Sachin Tendulkar'ı muhteşem bir inswinger ile dağıtan Martin bir sonraki overında kurbanlarına Suresh Raina'yı ekledi ve skoru 15/5'e getirdi. Kurtarıcı VVS Laxman'a sığınan Hindistan'da kaptan MS Dhoni direnç gösterse de hayatını maçını oynayan Martin'i durdurmak imkansızdı ve Dhoni de 5. kurban olarak listeye yazıldığında skor 65/6 oldu. Laxman ve ilk inningin vurucu olarak öne çıkan ismi Harbhajan Singh beraberce skoru 82/6'ya taşıyarak günü kapatmayı başardılar. Chris Martin için şanssızlık ona destek olan başka bir atıcının olmamasıydı.
Normal şartlarda beraber ebitmesi beklenen maç, Chris Martin'in olağanüstü gayretiyle güzelleşti ve son güne girilirken mükemmel bir maç sonu için bizleri ümitlendirdi. Halen 110 sayıyla önde olan Hindistan eğer 200 civarı bir avantajı yakalarsa maçı kazanmak için şansını deneyebilir. Ancak Hindistan böyle durumlarda riski sevmeyen bir takım olduğundan beraberliği kurtarmak onları mutlu edecektir. Hangi senaryo yaşanırsa yaşansın şu an maçın her sonuca açık olduğunu bilmek yarını merakla beklememizi sağlıyor.

ODI Serisi 3.Maç, Avustralya-Sri Lanka, Avustralya 8 Wicket ile Kazandı

Sri Lanka 115 (Silva 33, Tharanga 28, McKay 5/33) Avustralya 119/2 (Clarke 50*, Haddin 31, Fernando 2/47)

Serinin galibi olan Sri Lanka karşısında Avustralya son maçı rahat kazanarak tarihinin en kötü yenilgi serilerinden birini bitirmenin sevincini yaşadı.
Kura atışını kazanan ve ilk 2 maçta oynamamış bazı oyuncularına şans veren Sri Lanka'nın kazderi daha 3. over içerisinde Tillakaratne Dilshan ve Kumar Sangakkara'nın aynı over içerisinde oyun dışında kalmasıyla az çok belli oldu. Daha önceki maçlarda wicket alma tehtidi olmayan formsuz Peter Siddle'ın yerine oynayan genç Mitchell Starc ile beraber harika bir ikili oluşturan McKay üçüncü overında Mahela Jayawardane'yi de oyundan çıkarınca önceki maçların aksine dağınık bir görüntü sergileyen Sri Lanka'da vurucular domino taşı gibi devrlmeye başladı. Bu kötü gidişe az da olsa direnmeye çalışan Upul Tharanga ve Chamara Silva da Shane Watson ve Starc tarafından oyun dışında bırakıldı. Eski maçların aksine bir bütün olarak hareket eden Avustralya atıcıları baskıyı sürdürünce Sri Lanka2nın direnişi tamamen kırıldı ve 115 all out oldular. Clint McKay ODI kariyerinde ilk kez bir inningde 5 wicket alma onuruna erişirken genç Mitchell Starc da aldığı 4 wicket ile ilerisi için büyük ümit verdi.
Avustralya inningi ise vurucular için bir antreman maçından farksızdı. 2.5 hafta sonra Ashes Test serisinin ilk maçında bu sahada oynayacak olan ev sahibi ekibin oyuncuları fırsatı daha çok wicket karakteri hakkında fikir edinmek için kullandılar. Zaten moralsiz olan Sri Lanka atıcıları da disiplinden uzaklaşıp bol bol extra sayı verince işi çok kolaylaşan Avustralya'da eleştiri okları üzerinde olan Michael Clarke 50 sayıya ulaşarak az da olsa moral bulurken ilk 2 maçta oynamayan Dilhara Fernando, 2 wicketı alan tek isimdi.
Bu seri kapandı ve Ashes serisi için Avustralya'nın geri sayımı başladı. Mitchell Starc ve Clint McKay'in performansları da onları bir anda aday kadro için yarışır hale getirdi. Geçen yılki seride Avustralya'nın hızlı atıcıları olan Mitchell Johnson ve Peter Siddle son derece formsuzlar. Ben Hilfenhaus ise kötü bir Hindistan turundan sonra hala toparlanamadı. Dolayısıyla bir sürpriz atıcı seçimi ortaya çıkabilir. Bir başka dikkatimi çeken nokta da, daha önce belirttiğim gibi 2.5 hafta sonra burada ilk test maçına çıkacak Avustralya'da bugün Nathan Hauritz'in kadroda olmaması. Bu da aklıma şu soruyu getirdi, acaba Avustralya risk alıp Gabba'da sahaya spinnersız mı çıkacak? Eğer böyleyse hesaplar iyice karışacaktır.

6 Kasım 2010 Cumartesi

Hindistan-Yeni Zelanda, 1.Test, 3.Gün, Hindistan 487, Yeni Zelanda 331/5

Hindistan 487 (Sehwag 173, Dravid 104, Vettori 4/118), Yeni Zelanda 331/5 (Ryder 103, Williamson 87*, Ojha 2/80)

Üçüncü günün ilk seansı dünün iki başarılı oyuncusu Brendon McCullum ve Ross Taylor'un baskı altında olmalarına rağmen sağlam başlangıcına sahne oldu. Hindistan'daki en belirsiz wicketlardan birine sahip olan Ahmedabad, daha önceki serilerin aksine hızlı ve falsolu atıcıların işini kolaylaştırmayınca Yeni Zelanda daha güvenli oynamaya başladı ve wicketın bu karakterini kullanarak riske girmeden koşuları yapmaya başladılar. Zaheer Khan'ın dünkü iyi atışlarını bugün bulamayan Hindistan ise spinnerlara dah çok güvenmek zorunda kaldı ve iş yükü artan spinnerlar yemek arasına girmeden önce ilk olarak Ross Taylor'ın sonra da Brendon McCullum'ın wicketlarını almayı başardılar. Harbhajan Singh ve Pragyan Ojha'nın tandem spin atağının meyvelerini toplayan Hindistan tehlikeli iki vurucuyu berteraf etmenin sevinciyle yemek arasına girdi. 148/4
İlk test maçına çıkan Kane Williamson ve uzun süredir maç oynamamış Jesse Ryder'ın ilke hedefleri bir follow-on faciası yaşamamak ve takımı 287 sayının üzerine taşımaktı. Önlerinde uzun bir yol olan bu ikiliden özellikle Kane Williamson çok tedirgin bir başlangıç yaptı. Ulusal ligde çok iyi bir performans gösteren ancak ilk olarak oynadığı ODI takımnda son derece kötü skorlar yapan Williamson'ın tedirginliği Hindistan'ı ümitlendirse de ipleri eline alan Ryder Hint atıcılara mükemmel bir şekilde karşı koymayı başardı. Yemek sonrası seansta wickettan beklediğini alamayan Hint atıcıların moralleri bozuldu, artan spin iş yükü Harbhajan ve Ojha'nın kontrol ve falsoyu yakalayamama sorununu doğurdu. Bir de bunun üstüne Rahul Dravid'in Sreesanth'ın atışında Williamson'ın sopasından gelen topu yakalayamaması da eklenince Hindistan'ın uzun bir süre daha fielding yapan takım olacağını gösterdi. Çay arasında hemen önce yeni topla birlikte hızlı atıcılarını deneyen Hindistan ikiliyi dışarıda bırakamayınca çay arasına 237/4 ile gidildi.
Çay arasından az önce 50'yi geçen Ryder, son seansın ilk overlarında hafif sakatlığının etkisiyle öncülük etme görevini Williamson'a devretti, genç oyuncu da hızla 50 sayıya ulaştı. Son seansın ilk saati biterken Williamson ikinci kez ipten döndü. Zaheer Khan'ın atışında sopanın dışına çarpan top wicketkeeper Dhoni'nin ellerine gittiğinde ilk Test maçını yöneten Sri Lankalı umpire Kumar Dharmasena'nın topun sopaya çarpışını görmemesi sonucu Hindistan'ın bariz bir wicketı güme gitti. Günün sondan ikinci overında Ryder önce kariyerinin üçüncü 100 sayısına ulaştı, iki atış sonra da Sreesanth'ın bu maçta pek göremediğimiz harika bir inswingerına yenik düştü ve oyun dışında kaldı. Günün bu son aksiyonu sonrası skor 331/5 idi.
Uzun süredir bu kadar kararlı görmediğimiz Yeni Zelanda, üzerindeki ölü toprağını atarak maçı kolay kaybetmeyeceğini gösterdi. Fazla ümit vaat etmeyen Ahmedabad wicketı nedeniyle şu an beraberlik en mümkün sonuç gibi gözüküyor. Dördüncü günde Hindistan hızlıca kalan 5 oyuncuyu oyun dışında bırakabilirse Sehwag ve Gambhir'in sağlayacağı hızlı bir başlangıçla gün sonunda avantajlı bir skor yakalayıp deklare etmek ve son gün rakibi baskı altına alarak galibiyeti kovalamak isteyecektir. Ancak bu hedef Ahmedabad'da söylenmesi kadar kolay değil.