22 Eylül 2012 Cumartesi

Kriket T20 DK 5. Gün: Yağmur Laneti

Güney Afrika-Sri Lanka, Hambantota

Sonuç: Güney Afrika 32 koşu farkla kazandı.

Belki de turnuvanın şu ana kadarki en heyecanı verici maçı olması beklenen buluşmada dağ fare doğurdu. Sabah saatlerinde başlayan yağmur, maçın oynanmasına izin vermedi. 8 ay içinde, şehre yağan tek doğru dürüst yağan yağmurun zamanlaması tam anlamıyla harikaydı. Hafta içinde oynanan keyifsiz, tek taraflı ve seyircisiz maçlar düşünüldüğünde, aslında gruptan çıkması kesinleşen bu iki takımın buluşması, Dünya Kupası'nın resmi açılışı niteliğinde olacaktı fakat ne yazık ki stadyumu dolduran 34,000 kişi gibi bizler de hüsrana uğradık. Maçın iptaline kısa bir süre kala duran yağmurdan sonra oyunun 7şer overdan oynanmasına karar verildi. 

Tabi ki 20 overın bile kısalığından şikayet eden kriketseverler, 7overın kriket oyunu genel mantığına epeyce ters düştüğünün farkındadırlar. Yine de biraz maçtan bahsetmek gerekirse; bir önceki maçın kahramanlarından Richard Levi'nin erken çıkışı Güney Afrika'da şok etkisi yarattı. Güney Afrika'da bu devrenin yıldızı, çok kısa bür süre içinde 30'a giden AB de Villiers oldu. De Villiers önderliğindeki Proteaslar, devreyi savunabilecekleri bir 78'le bitirdiler.  Bir önceki Sri Lanka maçının yıldızı Ajantha Mendis, sakatlığı nedeniyle yoktu ve belki de Sri Lanka'nın atışları onun eksikliğini aradı. 

Galibiyet için 79 koşuyu 7 overda bulması gereken Sri Lanka, Güney Afrika hızlı atıcılarına direnemedi ve erken overlarda koşucularını yitirdi. Dale Steyn ve Morne Morkel gibi şu an Test dünyasının en istikrarlı hızlı atıcıları karşısında başka türlü düşünülemezdi zaten. Böylelikle Güney Afrika, grup lideri olarak, Sri Lanka da ikinicisi olarak son 8'e kaldılar. 

Avustralya-West Indies, Colombo

Sonuç: Avustralya 17 koşu farkla kazandı. 


Son dönemde yeniden yapılanma sürecine giren West Indies, turnuvadaki ilk maçını, İrlanda'yı temiz yenen Avustralya'ya karşı oynayacaktı. Karayipliler maç başında zorlansalar da, Avustralya bowling ünitesinin klasik maç ortası durma sendromundan faydalanarak rakibin zayıf noktalarını gözler önüne serdiler. 

West Indies'in yıldızı Chris Gayle, yanına Marlon Samuels'i de alarak sağlam bir ikili oluşturdu ve belki de Shane Watson olmasaydı, takımına 200 koşu barajını atlatacaktı. Neyse ki yaşlı kurt Brad Hogg ve Watson takımı tekrar kendine getiren wicketları aldılar. 

İkinci yarıda Avustralya zorlanır mı derken izleyiciler, son yılların en kötü atış ve fielding performansını seyrettiler Karayiplilerden. Çok hızlı bir başlangıçtan sonra Warner'ın 3. overda çıkışı, Avustralya'nın derdine dert ekledi. Ne var ki bir önceki maçın yıldızı Shane Watson, yine durdurulamadı ve yağmur araya girinceye kadar; Hussey-Watson ikilisi arkalarına dahi bakmadılar.  West Indies, Watson'ı oyundan çıkarma şansını kullanamamış olsa da artık çok geçti. Yağmur dinmeyince D/L metoduyla biten maçın galibi Avustralya, küçük bir korku yaşasa da son 8'e kaldı. Bu aşamaya gidecek ikinci takım, West Indies-Irlanda maçından sonra belirlenecek. 

21 Eylül 2012 Cuma

Kriket T20 DK 4.Gün, Güçsüzün Hezimeti

D Grubu, Yeni Zelanda-Bangladeş, Colombo

Sonuç: Yeni Zelanda 59 koşu farkla kazandı.

Yine bir T20 WC maçı ve yine Bangladeş'e hüsran. Limitli overlı turnuvalarda (ODI ve T20) hep iyi performanslar ortaya koyan Yeni Zelanda, yine güzel bir takım oyunu gösterisiyle son dönemde gözünü T20'deki başarılara dikmiş olan Bangladeş'e iyi bir ders verdi.

Para atışını kazandıktan sonra, gün içinde yağmur yağabileceği hesabıyla ilk olarak atış yapmayı seçen Bangladeş, hiç de aradığnı bulamadı. Bangladeş'te hiç bitmeyen sol elli falsocuların eskilerinden Abdur Razzaq'ın rakip 19 koşudayken aldığı wicket, hafif bir heyecan dalgası doğursa da, Brendan McCullum'ın şerrinden kaçılamayacaktı.

T20 Uluslarası maçlarda 1500 koşunun üzerine çıkan tek vurucu unvanını yakalayan McCullum, adeta Bangladeş atıcılarıyla dalga geçerek 123'e ulaştı. T20 Uluslarası maçlarında, bir devrede yakalayan bu en yüksek bireysel skor, aynı zamanda Yeni Zelanda'nın da devreyi 191 gibi çok çok iyi bir skorla kapamasına vesile oldu. 

İkinci yarıya bir mucize için giren Bangladeş, üst düzey vuruclarından Tamim İkbal'ı 3. topta kaybetti; hemen ardından da eski kaptan Shakip El Hasan oyuna elveda dedi. Bu wicketların kahramanı K.Mills, eskisinden sonra, yeni kaptanı da oyun dışına gönderdiği devre sonunda 3-33'lük performansıyla kariyerinin en iyi atış figürlerini yakaladı. 

Mills'in açılışından sonra gelen ana yemek Tim Southee, lezzetli ve zengin atış menüsüyle 'Siyah Şapkalar'ın karnını bir güzel doyurdu. Bangladeş'se, ortaya çıkan 59 koşuluk ağır hesabı ödemekle yükümlü taraf olarak bitirdi maçı. Bangladeş'in bu maçtaki altın sopasıysa, zaman zaman olumlu alt sıra batting performansları gösteren Nasir Hussein oldu. 

Her iki takım da, gözünün bundan sonra, sırayla Pakistan'a karşı oynayacakları maça çevirdi. 

A Grubu, İngiltere-Afganistan, Colombo 

Sonuç: İngiltere 116 koşu farkla kazandı. 

Açıkçası, Afganistan'ın kazanmasını bekleyenlerin sayısı bir hayli azdı. Bu küçük azınlığın içinde yer almayanlar dahi bu kadar ağır bir yenilgiyi beklemiyorlardı;özellikle Hindistan'a karşı ortaya konan başarılı oyundan sonra. 

Ne var ki kriket, hele hele T20 formatı, küçük hataları affetmiyor. Craig Kieswetter'ın şok çıkarılışıyla umutlanan Afganistan, önce psikolojik, sonra teknik ardından da pratk sebeplerle maça bir türlü ortak olamadı. İlk devrede oyuna üçüncü sırada giren Luke Wright, bir türlü çıkmak bilmedi. Günün başarılı adamının şanssızlığı, 99 koşuda kalması oldu. Buna rağmen Afgan hızlı atıcılarının kontrol dışı atışları, farkın kapanamayacak düzeyde açılmasını sağladı. Wright, T20 Dünya Kupası'nda, bir İngiliz'in yaptığı en yüksek skoru, 79'u geçtiği gibi, kendi en yüksek skorunu da yeniledi. İngiltere ilk devreyi 196 koşuyla bitirdi. 

Daha ikinci devrenin başında, ağır bir yenilgi aldığından neredeyse haberdar olan Afganistan, onurlu bir mücadele vermeye karar vermiş olsa da teknik yetersizlikler buna mani oldu. Takım halinde wicket alan İngilizlere karşı Afganlar 26/8 gibi utanç verici  bir skorda kaldılar. Tarihin en düşük T20 skorunun Kenya tarafından 69 olarak kaydedildiği düşünülünce, bu, en basitinden üzüntü vericiydi. Durumu kabullenmeyen ve düşüncesini hayata döndürebilen tek vurucu Gulbodin Naib, ayağı sakat olduğu için sadece 4 ve 6'lık vuruşlara girdiği maçtan kariyer rekorunu katlayarak çıktı. Son gayretlerden sonra Afganistan, şaşırtıcı şekilde 80'e ulaştı. İlginçtir, 2009 Dünya Kupası'nda, Güney Afrika'ya karşı da aynı skorla veda etmişlerdi. Her ne kadar bu maç ölçü olmasa da, son şampiyon İngilizler derli toplu bir görüntüyle turnuvaya iyi başladılar.

Kriket T20 DK 3. Gün : Komşu Katli

C Grubu: Güney Afrika-Zimbabwe, Hambantota 

Sonuç: Güney Afrika eldeki 10 wicketla kazandı.

Zimbabwe tarihinin en kötü ikinci T20 performansını sergilediği ve ancak  93 koşuya ulaşabildiği maçı kaybetti ve evin yolunu erken tuttu.

Para atışını kaybeden Zimbabwe, batting yaptığı ilk devrenin başına bela olacağını biliyordu. Morne Morkel'ın ilk iki wicketı kolay alması, hele hele kaptan Brendan Taylor'ın turnuvayı totalde 4 koşuyla bitirmesi, zaten sonun başlangıcıydı. Craig Ervine durumu biraz toparlamaya çalıştıysa da kendisine eşlik edecek bir ortak bulamadı. Jacques Kallis, dün Yuvraj Singh veyahut Shane Watson'ın yarattığı etkiyi yarattı ve hafif kavisli zıplayan toplarla Zimbabwelilerin sopasının tozunu aldı. Kallis'in 4 wicket alıp, yalnızca 15 koşu verdiği devre sonunda zaten Zimbabwe darmadağın olmuştu.

İkinci yarınınsa hiçbir hikayesi yoktu. Sadece Richard Levi, T20 kariyerindeki en yüksek ikinci skoru 50'yle buldu. Zaten Levi-Amla ortaklığı maçın galibini Güney Afrika olarak belirledi. Şampiyonluk favorisi Güney Afrika, turnuvadaki ilk maçını wicket kaybı yaşamadan kazandı.

Komik ama gerçek;-bir twitter sakininden aldığım alıntıyla-bu maç Zimbabwe'deki ekonomik gelişmeden bile daha yavaştı. 

20 Eylül 2012 Perşembe

Kriket T20 DK 2. Gün: Sınıf Farkı

B Grubu 1. Maç: Avustralya-İrlanda, Colombo 

Sonuç: Avustralya 7 wicket farkla kazandı.

Güçlü bir kriket ülkesi olmasına rağmen turnuva favorileri arasında gösterilmeyen Avustralya, çok daha zorlu geçmesi beklenen bir İrlanda maçını kazanarak turnuvaya galibiyetle girdi.

Avustralya, para atışından sonra ilk devreye vurucu takım olarak giren İrlanda'nın en önemli wicketlarından birini, henüz ilk topta aldı. Kaptan Porterfield'ın çıkışını, Ed Joyce ve Sterling gibi etkili olabilecek vurucular takip etti. Bu wicketların kahramanı Shane Watson ve Mitchell Starc oldular. Geçen yıl İngiltere'nin başına bela olan Kevin ve Nial O Brien kardeşler, orta overlarda İrlanda'yı toparlayarak takımın biraz olsun koşu almasını sağladılar. Ne var ki takım olarak iyi atış yapan Avustralya, rakibini 123 koşuda tuttu.

Atışlarda 3-26 gibi iyi bir istatistik yakalayan Watson, batting departmanına da liderlik etti. Özellikle ikilinin David Warner'la oluşturduğu ortaklık, takımın ilk 60 koşuya kayıpsız gelmesini sağladı. Buradan sonra sağlam bir vurucu tutturamayan Avustralya, Watson'ın 50'yi bulduktan hemen sonra çıkmasına rağmen, Cameron White ve George Bailey'nin garantici oyun yaklaşımları sayesinde, beklenenden kolay ama eski gücünü düşündüğümüzde, zor kazandı.

A Grubu 2. Maç: Afganistan-Hindistan, Colombo 

Sonuç: Hindistan 23 koşu farkla kazandı.

Hindistan'ın kağıt üzerinde kolay kazanmış gibi gözüktüğü maç, bu izlenimin aksine çok zorlu geçti ve Hindistan, deneyimsiz rakibi karşısında ecel terleri döktü.

Para atışını kazanan Afganistan'ın tercihi, ikinci yarıda batting'e gelmekti. Hızlı atıcıları Shapuur'un iki wicketıyla Hindistan'ın açıcı vurucuları çok erken çıktılar. 22 koşuda tıkanan Hindistan'ın imdadına, bu maçla birlikte 6. kez üst üste 50yapan Virat Kohli ve Afganistan'ın basit fielding hataları yetişti. Deneyimsizlik ve biraz da heyecanın etkisiyle Kohli'nin çıkışı gecikince hem Yuvraj Singh hem de Suresh Raina'ya daha rahat koşu yapacak bir ortağın oyunda uzun kalmış olması Afganistan'a yaradı. Yine de zaman zaman rakibin ilerleyişini durduran Afganistan, ikinci yarıya 160 koşuya ulaşma hedefiyle girdi. Bu, içine girdikleri öforiyle kıyaslandığında, biraz yüksek bir koşu sayısıydı.

İlk yarıda sakatlanan ve devrenin sonunu göremeyen yüksek profilli Afgan wicketkeeper/batsmen Shahzad, dizindeki devasa şişliğe rağmen ikinci yarıya çıktı. Takım kaptanı Nawraz'la birlikte önemli bir ortaklık kurup, ilk 6 overda Afganistan'a büyük ivme kazandırdılar. Üst üste gelen 4lere rağmen Shahzad'ın aceleciliği, bu başarının kesintiye uğramasına sebep oldu. Yine de takım arkadaşları, onun boşluğunu aratmayacak derecede iyi gidiyorlardı.

Oyunu değiştiren, MS Dhoni'den gelen taktik hamlesiydi. Kanser tedavisi çok yakın zaman önce sona eren ve yeniden milli takıma dönen Yuvraj Singh, sol elli yavaş atışlarıyla Afganistan ilerleyişini sekteye uğrattı. Dünkü Mendis gibi hat-trick deneme şansını da bulan Singh, ikinci yarının da tartışmasız yıldızıydı. Yüksek profilli hılzı atıcı Zaherr Khan kötü bir günündeydi fakat Afganistan, yine sorumluluk alan 2. kaptan Muhammed Nabi önderliğinde galibiyeti son overa kadar kovalamasına rağmen mutlu sona ulaşamadı. Tarihinde, sadece ikinci kez böyle büyük bir turnuvada oynamış Afganistan, kriketten anladığını, bu sporun ülkelerinden Hindistan'da herkese gösterdi. 

19 Eylül 2012 Çarşamba

Kriket T20 Dünya Kupası: Açılış Kutlaması

Sri Lanka-Zimbabawe:

Sonuç: Sri Lanka 82 koşu farkla kazandı.
Notlar:
*Ajantha Mendis, 4 overdaki 6-8'lik performansıyla T20 tarihindeki en iyi atıcı performansını yakaladı.
*Maçın ikinci devresinde, Lasith Malinga'nın atış yaptığı bir topta Zimbabwe, kenara gitmeyen bir toptan 7 sayı kazanarak, yine nadir gerçekleşen kriket vakalarındana birini yaşadı.

Turnuvanın açılış gününde evsahibi Sri Lanka, kağıt üzerinde favori gözüktüğü maçta Zimbabwe'yi 82 koşu farkla yenerek rakibinin gruptan çıkma şansını çok azalttı. 

Maçın para atışını kazanan Zimbabwe, ilk olarak atış yapmayı seçti. Buna karşılık, Sri Lanka vurucuları karşılaşmaya iyi bir giriş yaptı ve 54'e kadar takılmadan geldi. Ne var ki yeni oyunculardan Dilshan Munarawea, gereksiz bir topa çıktı ve Sri Lanka'nın ritmini bozdu. Genç oyuncudan sonra Dilshan ve Mahela Jayawardene gibi iki önemli vurucusunu daha yitiren Sri Lanka, ilk devrenin ortasında kendisini 82/3 gibi iyinin kötüsü bir skorda buldu. 

Fakat Zimbabwe, bu yakaladığı ivmeyi, daha net bir avantaja çeviremeden, allrounder Jevaan Mendis'in biraz da şans yardımoyla 43, Kumar Sangakkara'nın da 44 koşuyu bulmasına izin vererek kapattı devreyi. Hızlı atıcıların formsuzluğunun yanında, yapılan büyük fielding hataları, bu skorun ortaya çıkmasında yardımcı oldu.

İkinci devreye umut verici bir başlangıç yapan Zimbabwe vurucuları, 6. overa kadar kayıpsız ve orta hızda gelmeyi başardı. Fakat 37 koşuya ulaşmışken Ajantha Mendis'in atışlara gelmesi maçın seyrini değiştirdi. Mendis totalde 6 wicket alıp, bunu yaparken sadece 8 koşuya izin vererek, inanılması güç bir T20 performansına imza attı. Bu, aynı zamanda T20 tarihinin en iyi atıcı performansı demekti. Ona eşlik eden Jeevan Mendis de 3 wicket alınca, tarihe "Mendis Günü" olarak geçen bu günde Sri Lanka, turnuvaya farklı galibiyetle girdi. 

17 Eylül 2012 Pazartesi

Kriket Neden İzlenebilir?

Eurosport2 ekranları, önce T20 Dünya Kupası ve ardından da Kriket Şampiyonlar Ligi'yle, yaklaşık 1 aylık 10 günlük bir kriket sürecine giriyor. Ben de, kanalımızda yayınlanacak olan bu sporun diğer sporlara kıyasla, neden o kadar da sıkıcı olmadığını, pekala izlemek için bazı sebepler bulunduğunu,  aşağıdaki başlıklarda toplamaya çalıştım. Sonuçta, en sevdiğiniz grubun yeni albümündeki tüm şarkıları, en azından ilk kez dinlediğinizde, aynı keyif ve mutlulukla dinlemiyorsunuzdur. Bazen sıkıldığınız da olur. En azından bende böyle bu iş. 

Şu iddialı cümleyle başlayayım: T20 kriketi, sıkıcı değildir. Yani sıkıcıysa da en azından diğer sporlar kadar sıkıcıdır. (Bu noktada Aziz Yıldırım'ın "En az diğer takımlar kadar temiziz" yorumundan yardım aldığımı itiraf etmeliyim).  Kriket sporu, çoğu 5-10 dakika zap arasında bakmış kimseler veyahut büsbütün yabancı olduğu şeye "kötü" deme refleksini geliştirmiş insanlarımız( illa ki Türk olmasına gerek yok)  tarafından sık sık sıkıcı ve 'saçma' olmakla itham edilir. Ayrıca iddialara göre zengin sporudur, burnu havada İngilizlerle, kültürleri bizimkinden farklı olduğu için tuhaf bulunan eski İngiliz sömürgesi Güney Asyalıların oyunudur. Bu nedenle de izlemeye değer değildir gibilerinden düşünceler, bir çoklarının zihninde kökleşmiş fikirler kanımca.  Bana, bunun neden böyle olmadığını düşündürten sebepleri sıralamaya tek tek başlayayım.  

Süre : Kriket maçları uzundur, bu doğru. Test Formatı'nda, evet, maçların 5 günde bitmesi, pek de nadir karşılaşılan bir durum değildir. Ne var ki bu, oyuncular sabahtan akşama kadar hiç durmadan, nefes almaksızın birbirlerine top atıyor anlamına da gelmez. Krikette bir gün 3 seansa ayrılır ve bu seanslar da yaklaşık 2 saat sürer. Dolayısıyla topun oynandığı süre yaklaşık 6 saat,  seans arası molalarla hesaba katarsak yaklaşık 7 saatlik bir süreyi kapsar. Bu seans araları, geçmişe referans veren adlandırmalarla: Yemek ve Çay arası olarak anılır. Aristokrat günleri anımsatan bu isimlendirmeler, elbette günümüzdeki soğuk 'devre arası' lafının, hoş ve retro muadilleridir. Kaldı ki bu kadar fazla zaman alan  başka sporlar da vardır: Bisiklet veyahut Snooker.  Bisikletin şansı, pedalları çevirenlerin sürekli yol alıyor oluşu, yeni yerler gezişi ve bizim de bahaneden manzarayı izlememizdir. Tabi ki bunun yanında keyifli kültürel bilgilerle adeta yayınlar adeta bir belgesel haline dönüşür. Ne var ki yarışma dinamikleri olarak bakıldığında, o kadar da hızlı-hareketli, adrenalin dolu değildir. Krikette bir maç maksimum 5 gün sürüyorsa, bisiklette büyük turlar 3 hafta sürer. Bu süre içerisinde bisikletçilerimiz, sabahtan akşama kadar pedal sallarlar. Sprint finişlerinin aynısı, bir kriket maçının final gününde yaşanan heyecana benzerdir. Bazen son topa, son pedala gidebildiği gibi gider heyecan. Sıkıcı dağ etaplarıysa, zorlu testlerin 3. günlerine benzer. Bireysel performansların öne çıkması gibi, takım için kendini feda edenlere rastlamak, pekala bisiklette olduğu kadar, krikette de mümkündür. Bir zamanlar bu ülkede bisiklet de 'izlenmeyecek sporlar' kategorisinde yer alıyordu. 

Heyecan: Twenty20 formatı, Test formatına göre epey kısadır; yaklaşık 3 saat sürer. Bu maçlarda yaşanan heyecansa, sıradan bir Test gününe oranla çok daha fazladır. Bazen son topta galip tarafın değiştiği görülür, oyunda geri dönme ihtimalleri hiçbir zaman sıfıra indirgenemez; çok durağan giden bir maç, bir anda heyecan fırtınasına dönüşebilir. Futbolla bir kıyaslama yapmak gerekirse; bir futbol maçının da hiçbir sıkıcı yerinin olmadığını söylemek de doğru olmaz. Bazen yüksek heyecan yaşanan maçlar 0-0 biter; bazen kalitesiz bir mücadelenin, 2-2'lik skora rağmen heyecanlı olduğu iddia edilemez. T20 kriketinde de, benzer durumlar karşımıza çıkar. Kimi zaman sıkılır insan ama bunun için oyunun topyekün heyecansızlığından bahsedilemez. 

Elitizm: Kriket çoğu zaman bir zengin ve elit sporu olarak nitelendirilir. Köklenlerine inilidiğinde, bu doğrudur. Hatta İngiltere'nin İngiltere olduğu dönemlerde sembolü olmuş bir emperyalist spordur. O denli elit kökenleri vardır ki, İngilizler bu sporu yaymaya bile tenezzül etmemişlerdir. Dikkat edilirse, sadece eski koloniyal geçmişe dayalı ülkelerde(Avustralya, Güney Afrika, Hindistan gibi) yaygın olarak oynanır. Fakat sporun elitliği ve İngiliz kökenleri, zaten diğer tüm sporlar için de geçerlidir. Futbolundan küreğine, eksriminden cimnastiğine, hokeyine ve  rugbysine kadar bir sürü spor, zaten dünyada modern dönemin ortaya çıkış sürecinde doğmuştur. Kökenleri elittir. O dönemlerde tuzu kuru olmayan adamın, modern anlamda spor yapması gibi bir  durumdan söz edilemez. Daha alt tabakadan, işçi sınıfından  gençlerin ekmek kapısı haline gelmesi, örneğin futbolun elitist yüzünü dengelemiştir.  Kriketse popülerliklte yukarıda saydıklarımızın bir çoğuna göre geride kalmıştır. Bunun temel sebebi, modern ekonomik sistemin gereklerine uyamamış olmasıdır. Hem süresinin uzunluğu, hem de oyunun oynanış biçimi, günümüz tüketici toplumunun zevklerine ters düşer. Kriket bir sabır ve strateji oyunudur; kendince benimsediği değerleri, (Victorian değerler diyebileceğimiz gurur, dürüstlük, centilmenlik, parayı ön planda tutmayan amatör ruh) 'Nasıl daha fazla yere yayılırız, nasıl daha büyük bir reklam malzemesi oluruz' zihniyetinden korumak için uzun süre direnmiştir. Ne var ki sonunda ekonomik gerçeklere yenik düşmüş ve çok daha kısa ve hızlı bir oyunun oynanmasını sağlayan T20'yi icat etmiştir. Bugün elitistlikle itham edilen kriket sporundan ekmek yiyenler, muadil futbolcu arkadaşları kadar fazla para kazanamamaktadırlar. Kriket 1900'lerin başında Avustralya'nın ve yine 70lerde Karayiplerin  eski efendilerine, yani İngilizlere  karşı başkaldırışlarının sembolü olmuş, dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer alan Bangladeş ve Zimbabwe'yle, din çekişmesini spor alanına taşıyan Hindistan ve Pakistan'ın  birçok fakir mahallesi sakinine 'bir gün zengin olma' umudunu veren bir toplumsal fenomene dönüşmüştür; önemli tarihi ve sosyolojik okumaları mevcuttur.  Dolasıyıla günümüz kriketinde, diğer kürek, tenis, rugby  gibi  burjuva kökenli  sporlara nazaran ağır basan, sivri  bir elitizm yoktur. Hatta bu bakımdan, kriketin çok gerilerde kaldığı dahi söylenebilir. Bugün, dünynın en çok kazanan sporcuları arasında yer alan adam, Hindistan kaptanı MS Dhoni'dir, evet, fakat bu, kriketin getirisiyle ilgili değil, Hindistan'ın kendi içindeki eşitliksiz gelir dağılımını yansıtan bir veridir. 

Tempo: Oyunun Türk izleyiciler tarafından en çok eleştirilen tarafı, tempo düşüklüğüdür. Yukarıda da belirttiğim gibi, T20 formatında tempo düşüklüğü daha çok dönemsel gel-gitler gibidir, geçici bir durumdur. Fakat elbette, basketboldaki tempoyu krikette arayanlar hayal kırıklığına uğrayacaklardır. Oyun bu açığı strateji ve değişken zenginliğiyle kapatır. Topu atan atıcı, topun eski-yeni olması, zeminin o günkü ve hatta o anki özelliği, hava koşulları, vurucu oyuncunun formu ve şansı, saha savunucusunun dikkati ve hakemin kararı gibi çok boyutlu bir denklem içinde, kollamanız gereken pek çok ayrıntı vardır. Uygulanan taktikler ve stratejiler, ancak maç başından itibaren dikkatlice takip edilirse anlam kazanır. Bu bakımdan, anlık heyecan sporlarından, söz gelimi kayakla atlamadan aldığınız adrenalini burada bulamayacaksınızdır; evet, ama bu ülkenin tenis veyahut snooker'a gösterdiği ilgi ve sadakat seviyesi düşünüldüğünde, görece strateji zenginliğinden ötürü, kriketin de hoşa gidebileceği mantıksal bir çıkarımdır. Örneğin teniste hep topun, havadaki nemden ne kadar etkilendiği, oyuncunun, zeminin hızlı veyahut yavaş olmasına göre nasıl taktikler uyguladığından bahsedilir. Kriket topu, tenis topuna göre çok daha fazla yön değiştirebilen, zeminse, tenis zeminlerine göre çok daha pürüzlü ve engebeli olma potansiyeline sahip ve daha büyük sürprizlere gebedir. 

Elbette, yerleşmiş kültürel değerler içerisine yenisini yerleştirmeyi önermek, pek de gerçekçi sınırlar içerisinide kalmamakta. Yani tutup da, kriket haberlerinin manşet olacağı günlerin peşinde falan değilim bu satırları yazarken. Sadece şunu düşünüyorum, madem spor bir şov dünyası, T20 kriketi de bir şovdur. İnsanların hiç anlamadığı, yepyeni  tüketim ürünlerine karşı direnmesi, yıllarca oturtulmuş, dayatılmış alışkanlıkların yanına yenisini koyması, her şeyden önce, dışarıdan gereksiz gibi gözükmektedir. Her ne kadar yozlaşmış da olsa, işim gereği, biricik sevgilimiz futbolun sıkı takipçilerinden biriyim ben de halen. Fakat T20 kriketi gibi uzaylı sporlar, hiç değilse, Eurosport2 ekranlarına küçük bir bakışı hak ediyor. Yayınlarda,  her zaman olduğu gibi blogumuzun kurucu yazarı Okcan Basat, yorumlarıyla yanımızda. Öyle tahmin ediyorum ki  kendisi öğretici v e bazen de izleyicilerin kanını donduran hikayeleri hazırlamış durumdadır. Herkese kolay gelsin. 

11 Eylül 2012 Salı

Kriket Nedir?

Kriketin türleri.
Kriket formatları ülkeden ülkeye çeşitlilik gösterir; ancak uluslararası müsabakalarda uygulanan üç ana format vardır. Bunlar;

1- Test Formatı
2- ODI Formatı
3-Twenty20 Formatı

şeklindedir. Biz burada T20 formatından bahsedeceğiz. 

Twenty20 Formatı: Diğerlerine göre, nispeten bebek yaşta kabul edebileceğimiz bu formatta maçlar, 20'şer over'dan oluşan iki devreden oluşur. 1 over, 6 topun gönderilmesiyle sonlanır. Basit bir hesapla, bir devrede en az 120 top gönderildiğini söyleyebiliriz. Maçlar, devre arasını da hesaba katarsak, yaklaşık 3 saatlik bir zaman dilimini alır.


Kriket Sahası: Kriketin oynandığı alan, plan olarak yukarıdaki gibidir. Gördüğünüz oval yeşil bölgeyi, ipler çevreler. Boundary denilen yer, bu iplerin dışıdır. Pitch denilen alan, topların gönderildiği, atıcı ve vurucuların yer aldığı alandır.


Pitch/Wicket: Bu alanın önemi büyüktür çünkü zemin, maçın gidişatında belirleyici rol oynar. Bu özel zeminin fazla düz ve pürüzsüz olması veyahut yer yer çatlaklar içermesi, topun yerde ne kadar sekeceğinden, sektikten sonra nereye gideceğine dair bir sürü konuda belirleyicidir. Aslında oyunun keyfi biraz da zeminin özelliklerinin maçtan maça ve hatta devreden devreye değişmesinden ileri gelir. 

Popping crease denilen çizgi, vurucuyu ilgilendiren bir çizgidir. Bu çizgi, hem stumped, hem de run-out durumlarında belirleyici rol oynar. Çok kaba bir özetle,oyuncunun oyunda kalabilmesi için, bir ayağının veya sopasının yere değen kısmının bu çizginin gerisinde kalması gerekir.  (bkz. stumped, run-out)

Bowling crease'se, atıcının ilgi alanına girer. Atışın geçerliliği konusunda belirleyici bir çizgidir.(bkz. Atışın Geçerliliği)



Stumps, yanyana bulunan ve üzerlerinde ik tane çubukçuk(bails) yerleştirilmiş olan üç çubuklu yapıya tekabül eder. Kısaca kale de diyebiliriz. Çubukçukların havaya kalkması durumunda kale bozulmuş sayılır.

Offside/Leg Side:  Çok sık kullanılan kriket terimlerinden biridir. Temel olarak, sağ elli bir vurucunun sağ tarafı, offside'ı ifade eder. Diğer tarafsa leg-side olarak adlandırılır. Sol elli bir vurucu içinse bunun tam tersi geçerlidir. (sol elli vurucunun sol tarafı offside'dır)



Atış(Bowling)  Bir kriket takımında atıcı takımın amacı, rakibin aldığı koşu sayısını sınırlamak veya rakip vuruucları oyundan çıkarmaktır; yani wicket almaktır. Bir takımı oluşturan 11 oyuncu da atış yapabilir. Bir overda atış yapan oyuncu, herhangi bir sakatlık olmamış veyahut hakem tarafından fark edilen bir disiplinsizlik sonucunda dışarıya gönderilmemişse overı tamamlamak durumundadır. Yukarıdaki videoda güzel atışlardan örnekler bulabilirsiniz.



Fielding(Saha Savunma)Bowling yani atış yapan takım aynı zamanda fielding da yapıyor olur. Tam Türkçe karşılığını ararsak, 'saha savunmak' diye çevirebileceğimiz fielding sırasında, atıcı takımın oyuncuları sahaya yayılarak atışı beklerler. Amaçları, vurucudan gelen topu havada yakalamak veyahut en kısa sürede tekrar atıcı oyuncuya ulaştırmaktır. Yukarıda, güzel bir fielding örneğini görmektesiniz. Topun dışarıya gitmesini engellemeye çalışan fielder, canhıraş vaziyette 6 sayıyı kurtarıyor.



Vuruş(Batting): Vurucu takımın amacı, koşu almaktır. Her vurucu takımın, karşılıklı  iki kale(stumps) önünde bekleyen iki oyuncusu vardır. Bunlardan biri, rakipten gelen topu karşılayan konumda, yani vurucu pozisyonundadır; diğeriyse koşu yapmaya hazır  beklemektedir. Bir takımın 11 vurucusu vardır fakat bunlardan 10'u kaybedilirse, vurucu takımın devresi sonlanmış olur. Yukarıda, güzel vuruşlardan  örnekler vardır.


Koşu: Krikette sayı alma yöntemidir. Atıcı topu attıktan sonra, karşılıklı iki kalede bekleyen vurucuların yer değiştirmesi, bir(1) koşu demektir. Mümkün olduğunca fazla koşu alabilmek için vurucu, atıcıdan gelen topu mümkün mertebede en az rakip oyuncunun bulunduğu, en kuytu ve uzak köşeye yollar. Koşu nasıl alınır, merak ediyorsanız, videoyu izleyin. Vurucu oyuncu topu yerde sekmek suretiyle dışarıya(sahayı çevreleyen iplerin ardına) gönderebilirse doğrudan 4 koşu, yere hiç temas ettirmeden bunu başarırsa 6 sayı alır.

4 koşu: Vurucu oyuncu topu yerde sekmek suretiyle dışarıya(sahayı çevreleyen iplerin ardına) gönderebilirse doğrudan 4 koşu alır.

6 koşu: Vurucu oyuncu topu yerde sektirmeden dışarıya(sahayı çevreleyen iplerin ardına) gönderebilirse doğrudan 6 koşu alır.


Ekstra Sayılar: Krikette, vurucu oyuncunun hünerleri sayesinde gelen sayılar kadar, rakip takımın başarısızlığı sayesinde alınan sayılar vardır. Bazen batsmanlar, kıllarını bile kıpırdatmadan sayı kazanırlar.

Bye: Atıcı oyuncu, topa sopasıyla vuramasa da, topun gittiği yer sayesinde zaman bulup koşu kazanabilir. Buna bye denir. Bazen atıcının gönderdiği top hiç kimseye temas etmeden, atıcının takımındaki diğer fielderlar tarafından da yakalanılamadan dışarı gider. Bu durumda 4 bye koşusu kazanılmış olur. Bu koşular vurucunun hanesine yazılmaz, takım hanesine yazılır.

Leg Bye: Atıcı oyuncunun vücuduna çarpan top bye olursa, buna leg bye denir. Pratikte, isim farklılığı dışında ,yukarıdaki duruma göre değişen bir şey yoktur.

Wide: Atıcı oyuncu, topu, vurucunun karşılayabileceği yükseklikte ve genişlikte göndermek zorundadır. Vurucunun leg side tarafına düşen toplarla, fazla açıktan off-side'ına giden toplar, geniş atışlardır ve atış tekrarı yapıldığı gibi, vurucu takım hanesine bir sayı eklenir.

No Ball: Atışın tekrarı ve rakip takım hanesine bir koşu yazılmasıyla sonlanır. En sık rastlanan şekli front-foot no ball'dur. Videoda, bir no ball örneği görülmektedir.

Front Foot No Ball: Bowling crease'in, yani atıcı çizgisinin önemine yukarıda değinmiştik. Eğer atıcı oyuncunun öndeki ayağı, top elden çıkarken atıcı çizgisinin tamamıyla önündeyse, bu bir önayak noball'udur T20 formatında, tekrar edilen atış, free-hit ismini alır.

Freehit: Ön ayak no ball'undan sonra gelen bu özel atışta vurucunun oyundan çıkma yollarından bir tek run-out geçerlidir. Yani oyuncu bowled veyahut  caught gibi yöntemlerle oyundan çıkmaz. Bu da vurucuya, ekstradan daha cesur vuruşlar yapma şansını verir.

Bunun dışında, atıcının baş hizasını geçen atışlardan bir over içinde iki tane göndermesi, topun "bowling" şeklinde tanımlanan ve gönderme anında dirseğin kırılmamasını temel alarak oluşturulmuş formatta gönderilmemesi gibi no ball sebepleri bulunur.

Wicket: Birden fazla anlamı olan bir terimdir. Bir anlamı, topların gönderildiği, atıcıyla vurucunun kozlarını paylaştığı zemindir. Bu zeminin özellikleri, günden güne ve hatta saatten saate değişir, bu da stratejilerde büyük farkları beraberinde getirir. Aynı zamanda, kaleyi de ifade eder.

Wicket Almak: Bilgisayar oyunu mantığıyla düşünürsek, temelde, bir takımın sahip olduğu 'can' sayısını eksiltmeyi ifade eder.  Örneğin T20 formatında her vurucu takımın, 10 wicketı vardır. Bu wicketlar, aslında 10 vurucuyu temsil eder. Wicket düşünce, bir vurucu oyundan çıkar. Peki bir wicket nasıl alınır? Yani bir takımın canı nasıl yenir?

Şu unutulmamalıdır ki, wicketı alan her zaman atıcı takımdır(fielding team). Wicket alabilme yollarından en sık karşımıza çıkanlar şunlardır:

1- Bowl Out: Vurucunun arkasında üç çubuk ve bunların üzerinde de iki tane küçük çubukçuk bulunur. Bunların bütününe kale denebilir. Çubukçukların havaya fırlaması, kalenin bozulması ya da düşmesi anlamına gelir. Eğer bu olay, atıcının yolladığı top sayesinde olursa, vurucu "bowled out" olarak oyun dışı kalır.



2- Caught(Yakalama): Beyzboldaki bir kural, krikette de aynen geçerlidir. Atıcıdan gelen ve vurucunun karşıladığı top, şayet yere inmeden atıcı takım elemanları tarafından yakalanırsa, vurucu oyundan çıkar ve vurucu takımın bir wicketı düşer.


Caught Behind(Arkada Yakalama): Eğer bu yakalamaya olayı, vurucunun arkasındaki özel fielder, terim adıyla wicketkeeper(kaleci) tarafından gerçekleşirse, buna arkada yakalama denir. 


2- Stumped: Vurucu oyuncu, kendi kalesinin önünde bulunan çizginin tamamen dışında bulunursa, kaleyi boş bırakmış sayılır. Söz gelimi, eğer vurucu oyuncunun bir ayağı, tamamıyla söz konusu çizginin gerisinde değilse, oyuncu savunmasız kalmış demektir. Eğer kalenin arkasındaki rakip oyuncu, yani wicketkeeper bu durumu fark ederse, topu yakalayıp kaleyi devirerek vurucuyu dışarı gönderebilir. Buna stumped out denir. Genellikle vurucu oyuncunun ıskasının ardından ortaya çıkar ve bazen de komik görüntülere sahne olabilir.

3- Run Out: Sayı alma yolunun, iki vurucunun, karşılıklı kaleler arasında yer değiştirmesi olduğunu belirtmiştik. Bazen bu işlemin yapılması sırasında ortaya çıkan anlaşmazlıklar, kalelerden birinin boş kalmasına sebebiyet verir. Şayet fielding yapan takım kaleyi bozarsa(üç çubuğun üzerindeki çubukçukları havaya yükseltir veyahut çubuklardan birini devirirse) ve bunu yaptığı anda, vuruculardan herhangi biri, kalesinde değilse(bir ayağı veyahut sopası, kale çizgisinin içinde, yere temas etmiyorsa), kaleye en yakın oyuncu dışarı çıkar. En aptalca wicket kaybetme yollarından biri olarak kabul edilir.


4- LBW: Karmaşık wicket alma yöntemlerinden biridir. Açılımı Leg Before Wicket'tır. Vurucu oyuncu, topun kaleyi vurmasını vücuduyla engellerse, hakem oyuncunun dışarı çıkmasını isteyebilir. Yalnız bu durumun oluşmasını sağlayacak bir takım önkoşullar vardır. Öncelikle top, vurucunun offside(yani sağ elli vurucunun sağı, sol elli vurucunun solu)'ndan gelmelidir. Vurucu, topun yolunun kestiğinde, ilk çarpışma anı, kaleyi sınırlayan hayali çizginin içinde olmalıdıır. Bununla birlikte, hakem, topun -eğer yolu kesilmemiş olsa- mutlaka kaleyi devireceğinden emin olmalıdır. Genellikle tartışmaya sebebiyet veren bir karardır. Umarım yukarıdaki iki örnek anlamaya yardımcı olur.


5- Caught&Bowled:  Blogumuza adını veren wicket alma şeklidirAtıcı oyuncunun, rakip vurucunun sopasıyla karşıladığı topu havada yakalaması halinde gerçekleşir. Bu durumda, vurucu oyundan çıkmak durumundadır. En spektaküler, izlemesi keyifli wicket alma yöntemlerinden biridir.


Nadir de olsa, şu aşağıdaki yollarla da wicketın düştüğü olur.

6- Hit Wicket:(Kaleyi devirmek)  Atışı bekleyen vurucu oyuncu, ekipmanıyla veyahut vücuduyla kendi kalesini bozarsa, devre dışı kalmış sayılır. Unutulmaz örneklerinden biri Pakistan'dan  Inzamam-ul-Haq'dan gelmiştir.

7- Topa İki Kez Vurmak Vurucu, bir atışta, topa sopasıyla ancak bir kez dokunabilir. Aksi halde oyun dışı kalacaktır.


8- Yol Kesmek Vurucular, kaleler arasında yer değiştirip koşu alırken, bazen bilinçli olarak rakip fielderların yolunu keserler. Veyahut birbirlerine top atmalarını engellerler Bunu yapmalarının sebebi, run-out tehlikesinden kurtulmak olabilir. Anlamayı kolaylaştırmak için yine Inzaman ağabeyimiz imdada yetişir.

9- Vurucunun Elle Teması Vurucu oyuncu, bilinçli şekilde, topa eliyle temas edemez. Oyuncunun eldiveni, sopanın bir parçası sayılır. Dolayısıyla, top eğer eldivene çarpar da havada yakalanırsa, oyuncu yine dışarıda kalır.

10- Oyunu Geciktirmek: Bir vurucu dışarıda kaldıktan sonra, yerine girecek yeni vurucu 3 dakika içerisinde kalesinin önüne geçmiş,  top karşılamaya hazır hale gelmek zorundadır. Bu sürenin aşılması durumunda oyun dışında kalır.

Kriket Skorlaması:Krikette skorlama, ilk bakışta karmaşık gelebilir. Örneğin 117/9 gibi bir ifade, ilk bakışta anlamsızdır. Taksim işaretinin solundaki 117, vurucu takımın elde ettiği koşu sayısını ifade eder. Sağ taraftaki 9'sa, atıcı takımın kaç wicket aldığını bizlere gösterir. Bu hesaba göre A takımı 117 koşu alırken, 9 wicket kaybetmiştir. Bunu söylerken, her takımın bir devrede 10 wicketı olduğunu hatırlatalım. Yani yukarıdaki örnek özelinde konuşursak,  atıcı takım bir wicket daha alarak devreyi tamamlayabilir.

Bir Kriket Maçı Nasıl İlerler?

Para atışı: Önce para atışı yapılır ve kaptanlarca, ilk olarak hangi takımın batting yapacağı, yani vurucu takım olacağı belirlenir. Para atışını kazanan takım, kendi oyun stratejisine göre fielding veya batting yapmayı tercih edebilir. Bu, tüm formatlarda ortaktır. Anlamayı kolaylaştırmak için, hayali bir A Takımı ve B takımı kuralım. Para atışını kazanan A Takımı, batting'i, yani vurucu takım olmayı seçmiş olsun.

İlk Devre: Burada, T20 formatı özelinde konuştuğumuzu belirtmek zorundayız. Daha önceden de belirttiğimiz gibi, bu formatta bir devre 20 overdan oluşur. İlk 6 overda, powerplay kuralı uygulanır.

Powerplay: Limitli over formatlarına(T20 ve ODI) renk katmak için uygulamaya konan bu kuralda, fielding yapan, yani sahayı savunan takımın, işini yapması zorlaştırılır. T20'de şöyle uygulanır:  Kriket sahası tekrar hatırlanacak olursa(bkz. Kriket Sahası), sarı bölgenin etrafındaki açık yeşil bölge, 30 yardlık iç saha alanıdır. Atıcı takım, 6 over boyunca, bu çemberin dışına yalnızca iki oyuncu yerleştirebilir. Bu da, elbette dış sahaya gidecek topların yakalanmasını veyahut çarçabuk atıcıya geri döndürülmesini zorlaştıracaktır. Vurucu takım için avantaj yaratan bir kuraldır.

Devre Sonu: Bir devrenin sonuna gelinmesi için ya 20 overın tamamlanması, ya da vurucu takımın 10 wicketını kaybetmesi gerekir. Hangisi daha erken olursa, devre öyle tamamlanır. Örneğimize geri dönelim ve A Takımı, 117/9'la devreyi tamamlamış olsun.Bu durumda, B Takımı'nın maçı kazanması için, bundan bir fazlasını yapması yeterlidir. Yani B Takımı'na, 118 koşu gereklidir.

İkinci Devre: Elbette ikinci devrede roller değişecektir; A Takımı fielding yaparken, B takımı batting'e geçmiştir. A Takımı, ilk devrede ürettiği 117 sayıyı korumak, B Takımı'nın bu sayıyı geçmesini engellemek için çalışmaktadır. B Takımı, 118'i bulduğu anda maçı kazanır. Eğer B Takımı 117'i bulamadan 20 over tamamlanmış vehayut tüm vurucularını yitirmişse mağlup olmuştur.

1. Durum:  Diyelim ki B Takımı, 16. overda 116'ya ulaşmış ve tüm vurucularını yitirmiş olsun. Böyle bir durumda, A Takımı maçı 1 koşuyla kazanmış sayılır. (117-116=1)

2. Durum:  Diyelim ki B takımı 17. overda 118'e ulaşmış ve 7 wicket kaybetmiş durumda olsun. Bu durumda skorları 118/7 olacaktır ve maçı kazanmış sayılacaklardır. Kriket skorlamasında bu, "B Takımı maçı 3 wicketla kazandı) olarak ifade edilir. Çünkü B Takımının 10(toplam wicket sayısı)-7(kaybedilen wicket sayısı)=3 wicket daha fazlası, yani kullanabileceği 3 vurucu daha fazlası vardır. Mesela 9 wicketla alınan bir galibiyet, fielding takımının başarısızlığını ifade eder.

3. Durum: Diyelim ki 20 over sona erdi ve B Takımı, tüm wicketlarını yitirmiş olmasına karşın 117'ye ulaşmış duruma geldi. Bu durumda, Superover denilen özel devre oynanır.

Superover:  Eşitlik bozmak için oynanan bu iki extra over için takımlar, 3 vurucu ve 1 atıcı seçerler. Yeniden gerçekleşen para atışından sonra hangi takımın ilk olarak batting ve bowling yapacağı belirlenir. Diyelim ki A takımı para atışını kazandı ve ilk olarak bowling yapmayı seçti. Bu durumda, B takımının vurucularına 6 top gönderecektir. Tabi Eğer üçünü de 4 topta oyun dışına gönderirse, yani 3 wicketı da alırsa, over zaten sona erer. Aksi takdirde, mümkün olduğu kadar az koşu verme niyetindedir. B Takımı, diyelim ki, superover'ı 19 koşuyla bitirmiş olsun. A takımı bu sayıyı geçemezse, maçı B takımı kazanmış sayılacaktır. Burada da eşitlik çıkması halinde daha çok 6 yapan takım kazanır.

Kriket Atış Tipleri 

Esasında, yukarıda verdiğimiz bilgiler, bir T20 maçını izlemek için gerekli temeli içeriyor ancak son bir ayrıntı olarak, biraz da kriketin en keyifli noktası, atış tipleri hakkında kısaca bilgi vermek gerekir diye düşünüyorum. Kriket oyunu, atış yapan oyuncuyla vurucu arasındaki düelloyu temel alır. Atış yapan(Bowler), hava koşullarını, zemini, kendi formunu ve rakip vurucunun haleti ruhiyesini göz önünde bulundurarak yapacağı atışı seçer. Temelde atışçılar, özellikle 3 ana alanda uzmanlık oluşturmuşlar ve özelleşmişlerdir.



1- Fast Bowling(Hızlı Atış):  Adı üzerinde, hızlı atışlar, wicket almanın iyi yollarından biridir. Topların hızı 140 km/s'e kadar varır. Vurucu, ne olduğunu anlamadan gerekli hamleyi yapamaz ve wicket düşer. Elbette 3-4 top hızlı, 1 top yavaş atmak, hız ve atış çizgisi değiştirmek, hızlı atıcıya büyük avantaj yaratacak bir meziyettir. Çünkü wicket alma işi, aslında karşısındaki batsman'ı psikolojik olarak yenmeye, yapacağı atış konusunda yanıltmaya bağlıdır çoğu zaman. Yukarıda, bir hızlı atış tipi olan swing bowling'i en iyi yapan isimlerden biri olarak kabul edilmiş Wasim Akram'dan bir derleme yer almaktadır.

2- Medium Pace(Orta Hızlı Atış): Hızlı atıcılar yoğun fiziksel emek harcarlar ve maç boyunca fit kalmak için diğer atıcıların da yardımına ihtiyaç duyarlar. Fakat orta hızlılar, asla bir dinlendirme aracı değildir. Özellikle hız değişimini çok iyi ayarlayabilen bu tarz atıcılar, çok kontrollü atışlar yaparak hem wicket alır, hem de rakibin koşu almasını engelleyebilecek yetiye sahiptirler. Hızlı atıcılar wicket alma/kontrolü elinde bulundurma dengesinde, ilk tarafa yakınken orta hızlılar, ikinci saydığımıza daha yakın oynarlar. Takımın atış ünitesinde dengeliyici unsur olarak yer alırlar.




3-Spin Bowling(Falsolu Atış): Bu atışların hızı, yukarıda saydıklarımıza göre çok daha yavaştır. Fakat bir çok oyuncu, falsolu atışçılara karşı topa girmekte zorlanır. Özellikle zemin ağırlaştıkça, top yerden fazla zıplamamaya başladıkça, yavaş atışlardan koşu çıkarmak zorlaşır. Rakibe fazla koşu vermemek falsolu atıcının hünerlerine bağlıdır; kimi zaman Shane Warne veyahut Murali Muralitharan gibi, sıklıkla wicket alan ve her atışı tehlike yaratan falsocular çıkabilir. Temelde spin bowling, kriket oyununa çok farklı bir boyut kazandırır ve falsolu atıcılar maç stratejisinde önemli bir rol oynarlar. Topun yerde sektikten sonra aldığı falsoya göre off break, leg break, googly, doosra gibi farklı falsolu atış tipleri mevcuttur.